7104 sayılı Kanun ve 845 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, 1 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde ve KDV oranlarını belirleyen 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında bir takım düzenlemeler yapılmadan önce özellikle ikinci el motorlu kara taşıtlarında KDV açısından tartışma yaratan bazı sorunlar ortaya çıkmaktaydı. Çalışmamızda öncelikle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında otomobil, binek araç ve ticari araç ayrımı ve bunların KDV oranlarının belirlenmesinde dikkat edilecek hususlara değinilecektir. Daha sonra motorlu kara taşıtı ticareti yapan ve yapmayan KDV mükelleflerinin taşıt iktisabında yüklenmeleri gereken KDV, yüklenilen bu KDV tutarlarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve taşıtların teslimleri sırasında hesaplaması gereken KDV eski uygulama ile karşılaştırarak örneklerle birlikte ayrıntılı şekilde açıklanacaktır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Mehmet İbrahim MIHÇAKAR Vergi Müfettiş Yardımcısı, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • 7104 sayılı Kanun ve 845 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununda, 1 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde ve KDV oranlarını belirleyen 2007/13033 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında bir takım düzenlemeler yapılmadan önce özellikle ikinci el motorlu kara taşıtlarında KDV açısından tartışma yaratan bazı sorunlar ortaya çıkmaktaydı. Çalışmamızda öncelikle 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında otomobil, binek araç ve ticari araç ayrımı ve bunların KDV oranlarının belirlenmesinde dikkat edilecek hususlara değinilecektir. Daha sonra motorlu kara taşıtı ticareti yapan ve yapmayan KDV mükelleflerinin taşıt iktisabında yüklenmeleri gereken KDV, yüklenilen bu KDV tutarlarının indirim konusu yapılıp yapılamayacağı ve taşıtların teslimleri sırasında hesaplaması gereken KDV eski uygulama ile karşılaştırarak örneklerle birlikte ayrıntılı şekilde açıklanacaktır.

  • Bilindiği üzere bir işyerinde uzun yıllar çalışan ve ortaya koyduğu emeğin karşılığını ücret olarak alan işçilere, işten kendi istekleri ile ayrılmaları durumunda kıdem tazminatı ödenmemektedir. İşverenin tek taraflı olarak iş sözleşmesini feshetmesi durumda ise işçi, iş hukukun kendisine tanıdığı kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, işe başlatmama tazminatı, işsizlik yardımı, işe iade davası ve arabuluculuk müessesesini kullanma gibi hakları kullanabilmektedir. Bu noktada ikale sözleşmeleri karşımıza çıkmaktadır. İkale (bozma) sözleşmesi, iş sözleşmesini sonlandırma yöntemlerinden biridir. İkale sözleşmesi imzalayan işçi iş hukukunun kendisine tanıdığı bir takım haklardan bir menfaat karşılığında vazgeçer. Bu menfaatler işçinin hak ettiği yasal tazminatlardan farklı olarak vergi mevzuatında yerini yeni almıştır. Ancak ikale sözleşmeleri vergi mevzuatında yerini almadan önce bir kısmı hala devam eden bir takım sorunlara yol açmıştır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..