6102 sayılı Kanun ile ultra vires ilkesinden vazgeçilmiş ve şirketlerin ana sözleşmelerinde yer almayan işletme konularında bile iş ve işlemlerde bulunabilmelerinin önü açılmıştır. Şirketler, Mezkûr Kanun öncesinde sadece ana sözleşmelerinde yer alan işletme konularında faaliyet sürebiliyorlarken başkaca bir işletme konusunda faaliyet sürmek için ana sözleşmelerinde ve ticaret unvanlarında değişiklik yapmaları gerekiyordu. Mezkûr Kanun ile bu gereklilikler ortadan kaldırılmıştır. Yetkili organca bu hususa yönelik alınacak bir karar yeterli olacaktır. Ancak bu serbestlik, işletmelerin ana faaliyet konularının tayininde bazı sorunları beraberinde getirmiştir. 6102 sayılı Kanun öncesinde, bir şirketin ana faaliyet konusunun tespiti esnasında sadece ana sözleşmesinde yer alan hükümlere bakmak yeterli olurken Mezkûr Kanun sonrasında, şirketlerin fiili işletme konularının irdelenmesi ve buna yönelik bir değerlendirmenin yapılması uygun düşecektir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Hüseyin UÇAR Vergi Müfettiş Yardımcısı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • 6102 sayılı Kanun ile ultra vires ilkesinden vazgeçilmiş ve şirketlerin ana sözleşmelerinde yer almayan işletme konularında bile iş ve işlemlerde bulunabilmelerinin önü açılmıştır. Şirketler, Mezkûr Kanun öncesinde sadece ana sözleşmelerinde yer alan işletme konularında faaliyet sürebiliyorlarken başkaca bir işletme konusunda faaliyet sürmek için ana sözleşmelerinde ve ticaret unvanlarında değişiklik yapmaları gerekiyordu. Mezkûr Kanun ile bu gereklilikler ortadan kaldırılmıştır. Yetkili organca bu hususa yönelik alınacak bir karar yeterli olacaktır. Ancak bu serbestlik, işletmelerin ana faaliyet konularının tayininde bazı sorunları beraberinde getirmiştir. 6102 sayılı Kanun öncesinde, bir şirketin ana faaliyet konusunun tespiti esnasında sadece ana sözleşmesinde yer alan hükümlere bakmak yeterli olurken Mezkûr Kanun sonrasında, şirketlerin fiili işletme konularının irdelenmesi ve buna yönelik bir değerlendirmenin yapılması uygun düşecektir.

  • İşletmelerin sürekliliği kavramı, işletmelerin kapatılma amacıyla değil kuruluş sözleşmelerinde aksi bir hüküm yoksa sonsuz bir süre için kurulduğunu gösterir. Dolayısıyla işletmeler için sürdürülebilir bir ticari hayat mecbur kılınmaktadır. İşletmeler, ticari hayat için gerekli olan sermaye desteğini ise ya kendi bünyesinden ya başka işletmelerden ya da bu alanda hizmet veren kurumlardan sağlamaktadır. İşletmelerin kendi bünyesinden sağladıkları finans kaynakları, KDV yönünden herhangi bir hususu barındırmazken başka işletmelerden borç olarak alınan finans kaynağı ise KDV kapsamında finansman temini hizmetini ihtiva eder ve faiz tutarları üzerinden vergi hesaplanmasını gerektirir. Diğer taraftan yurt içi ya da yurt dışı finans kuruluşlarından alınan krediler ise katma değer vergisinden istisna olmakla beraber herhangi bir vergi hesaplanmasını gerektirmemektedir. Ancak bir işletmenin herhangi bir finans kuruluşundan kredi çekip bu krediyi aynı şartlarla başka bir işletmeye kullandırması, finansman temini işlemlerinde masraf aktarımını doğurmaktadır. Bu durum KDV?nin konusuna girmemekte olup ilgili giderler yansıtma faturası ile karşı tarafa aynen aktarılır. Ancak ilgili masraf tutarları üzerine herhangi bir tutar ya da oranda ek bir bedel koyulursa bu fark için genel oranda KDV hesaplanması gerekecektir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..