Gelir Vergisi Kanunu’nda düzenlenen yedi gelir unsurundan birisi olan ücret gelirleri esas olarak iki farklı yönteme göre vergilendirilmektedir. Bu yöntemlerden birincisi, ücret gelirlerinin gerçek ücretler yönünden vergilendirilmesi olup, ikinci yöntem ise diğer ücretler yönünden vergilendirmedir. Ödemelerin gerçek ve safi tutarları dikkate alınarak vergilendirilmesi öngörülen ücret gelirleri ile ilgili olarak, vergilendirileceği takvim yılı içerisinde işveren değiştiren mükelleflerin vergilendirilmesi hususu uygulamada tereddüt yaratan konulardan birisidir. Çalışmamızda öncelikle ücret gelirlerinin vergilendirilmesi hususuna kısaca değinilecek olup, yıl içerisinde işveren değiştiren mükelleflerin vergilendirilmesi konusu uygulamaya yön veren özelgeler ve örnekler yardımıyla açıklanacaktır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Burak DEMİRKAN Vergi Müfettişi, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Dönem sonu işlemleri, muhasebe ilkeleri doğrultusunda hesap dönemi sonunda yapılan değerleme ve envanter işlemlerini kapsamaktadır. Değerleme konusunda kesin hükümler taşımayan 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu yerini, dönem sonu işlemlerinin ihtiyaca ve gerçeğe en uygun haliyle gerçekleştirilmesi gerektiğini ilkesine dayanan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa bırakmıştır. Sermaye piyasası mevzuatında ise dönem sonu işlemleri, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanununda yer alan düzenlemelerden ziyade, Uluslararası Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartları ile uyumlu olan Türkiye Muhasebe Standartları ve Türkiye Finansal Raporlama Standartları esaslarında yer alan ilkeler doğrultusunda açıklanması yoluna gidilmiştir.

  • Son yıllarda bilişim sektöründe yaşanan gelişmelerle birlikte, eğitim hizmetlerinin internet üzerinden verilmesi yaygınlaşmaya başlamıştır. Böylelikle bireyler, internet bağlantısı olan herhangi bir yerden kolaylıkla söz konusu hizmeti alabilmektedir. Ulusal sınırları olmayan bir ortamda gerçekleşen bu işlemler, küresel düzeyde giderek artan bir pazar payına sahip olmaya başlamıştır. Çalışmamızda öncelikle bu işlemlerin kapsamı, özellikleri ve türleri, ardından da söz konusu işlemlerin vergi mevzuatındaki yeri ve bu konuda vergisel kayıpların yaşanmaması için getirilebilecek çözüm önerilerine yer verilmiştir.

  • İş ortaklıkları, ilk defa 3239 sayılı Kanun'la Kurumlar Vergisi Kanunu'na girmiş, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ve 1 Seri No.'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile de çeşitli düzenlemelere yer verilmiştir. İş ortaklığı kurulması ve bu şekilde kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesine ilişkin düzenlemeler yer almasına karşılık, halen bu konuda ayrıntılı düzenlemelere yer verilmemesi vergi mevzuatında çeşitli boşluklara yol açmaktadır. Makalemizde iş ortaklıklarının kapsamı, genel özellikleri, zarar mahsubu, kazancın beyanı ve ne şekilde vergilendirileceği gibi hususlar ele alınacaktır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..