Türk Hukukunda anonim ve limited şirketin yönetimi ile temsili Türk Ticaret Kanunu’nda; kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının şirketin ödenmeyen vergi borçlarına dair sorumlulukları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ise şirketlerin yönetim organlarının yapısı anlamında önemli farklılıklar bulunduğu gibi şirketten tahsil edilemeyen vergi alacaklarının kanuni temsilcilerden ve ortaklardan tahsilinde de ince ayrımlar bulunmaktadır. Bununla birlikte, Türk Vergi Hukuku uyarınca şirketlerin kanuni temsilcilerinin ve limited şirket ortaklarının sorumluluğuna gidilmesi, AB üyesi ülkelerin genelinde de mevcut olan bir uygulamadır. Hatta, OECD’nin vergi idarelerinin tahsil performanslarına ilişkin olarak dikkate aldığı kriterlerden birisinin vergi borcu için şirket yöneticilerinin sorumluluğuna gidilmesi olduğu dikkate alındığında, ülkemiz vergi yasalarında sorumluluk hükümlerine yer verilmesi bir anlamda gereklilik kazanmaktadır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Soner ALTAŞ Dr. Başmüfettiş, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Türk Hukukunda anonim ve limited şirketin yönetimi ile temsili Türk Ticaret Kanunu’nda; kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının şirketin ödenmeyen vergi borçlarına dair sorumlulukları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Avrupa Birliği üyesi ülkelerde ise şirketlerin yönetim organlarının yapısı anlamında önemli farklılıklar bulunduğu gibi şirketten tahsil edilemeyen vergi alacaklarının kanuni temsilcilerden ve ortaklardan tahsilinde de ince ayrımlar bulunmaktadır. Bununla birlikte, Türk Vergi Hukuku uyarınca şirketlerin kanuni temsilcilerinin ve limited şirket ortaklarının sorumluluğuna gidilmesi, AB üyesi ülkelerin genelinde de mevcut olan bir uygulamadır. Hatta, OECD’nin vergi idarelerinin tahsil performanslarına ilişkin olarak dikkate aldığı kriterlerden birisinin vergi borcu için şirket yöneticilerinin sorumluluğuna gidilmesi olduğu dikkate alındığında, ülkemiz vergi yasalarında sorumluluk hükümlerine yer verilmesi bir anlamda gereklilik kazanmaktadır.

  • Limited şirkette esas sermaye payının bedeli şirket sözleşmesinde öngörüldüğü şekilde, nakit veya ayın olarak yahut bir alacağın takası yoluyla ya da sermaye artırımında olduğu gibi, serbestçe kullanılabilecek özkaynakların esas sermayeye dönüştürülmesi yoluyla ödenir. Limited şirkette esas sermaye payları senede de bağlanabilir. Limited şirket ortakları, sahip oldukları esas sermaye paylarını kısmen veya tamamen diğer ortaklara veya üçüncü kişilere satıp devredebilirler. Limited şirket ortağının, Türk Ticaret Kanunu’nda aranılan bazı şartlara uymak kaydıyla, sahip olduğu esas sermaye paylarını şirkete satıp devretmesi de mümkündür. Bu çalışmada, limited şirket ortağının sahip olduğu esas sermaye paylarını şirkete satması hususu ile bu konuda yerine getirilmesi gereken şartlar üzerinde durulmaktadır.

  • Türk Ticaret Kanunu?nda holding şirketlere kanuni yedek akçeler kısmında tek bir yerde değinilmiştir. Yasada yer alan bu hükmün amacı ise, holding şirketlerin yedek akçeler konusundaki durumunu düzenlemek ve holdinglere bu konuyla ilgili olarak maddenin hangi hükümlerinin uygulanmayacağını göstermek olup; Ticaret Kanununda holding şirketlere uygulanacak hükümler konusunda bir düzenlemeye gidilmemiştir. Mevzuattaki bu boşluğa rağmen, ülkemizde, holding şirket uygulaması geçen yarım asır içerisinde hatırı sayılır bir seviyeye ulaşmıştır. Halihazırda ülkemizde sadece anonim şirket statüsünde ve saf holding kuruluşuna izin verilmektedir. Uygulamada holding şirket ortakları ve yöneticileri tarafından fazlaca bilinmediğini ve hatta hiç duyulmadığını tahmin ettiğimiz, ülkemizdeki ilk holdingden daha yaşlı olan ve holding şirketlere birtakım istisna ve muaflık tanıyan bir yasa bulunmaktadır. Bu çalışmada, halihazırda yürürlükte olan 86 sayılı Yasa ile holding şirketlere tanınan muafiyet ve istisnalar üzerinde durulmaktadır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..