Katma Değer Vergisi’nde harcamada yaratılan değerlerin vergilendirilmesi ve vergi mükerrerliğinin önlenmesi ancak mal ve hizmet satanlar ile bu mal ve hizmeti satın alanlar arasında sağlam bir belge düzeninin kurulması ile sağlanabilir. Katma Değer Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunda yer alan düzenlemelerde bu amaca yöneliktir. Ancak indirim mekanizmasının uygulanmasında kanuna yönelik yorum farkları nedeniyle çelişkiler doğabilmektedir.Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belgelerde yer alan KDV’ nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı açısından da durum bu şekildedir. İnceleme elemanlarının konuya yaklaşımı ve konuya ilişkin yorumlarında farklılık görülmektedir. Rapor Değerlendirme Komisyonlarının da konuya ilişkin tam bir mutabakat için de olmadıkları görülmektedir. Bu durum aynı gerekçelerle incelenen mükellefler hakkında farklı yaptırımların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Düzenlenen inceleme raporlarında bu husus açık bir biçimde görülmektedir. Çalışmamızın amacı bu konuda uygulamada yer alan farklılıklara değinmek ve açıklık getirmeye çalışmaktır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

ramazan kaya vergi müfettişi

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Vergi İncelemesinin yapılma nedeni bilinenin aksine mükelleflerin sadece vergi kaçırmasını engellemek veya ceza ile muhattap kılmak değil Vergi Usul Kanunu 134. Maddesinde belirtildiği üzere “…ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak, tespit etmek ve sağlamaktır”. Peki durum böyle iken mükelleflerin vergi incelemelerini olması gereken bir denetleme mekanizması gibi değil de, çoğu zaman cezalandırma yöntemi gibi değerlendirdiğini irdelemek gerektiğini düşünüyoruz. Madem incelemenin amacı; verginin doğruluğunu kontrol, neden mükellef inceleme sürecinde verilen kararların taraflarından biri değil de, genelde kendisini mağdur hisseden ve çoğu kez cezalandırılan taraf olmaktadır. Yani aniden başlanan inceleme sürecinde mükellefe sadece kendini savunma hakkını vermek suretiyle incelemeye taraf olmasını sağlamak yeterli değildir. Bunun ile beraber ne zaman inceleneceği bilgisini paylaşarak kendisini bu duruma hazır hale getirmesini sağlamak mümkün değil midir? Vergide Gönüllü Uyumu dikkate alıp, vergi incelemelerinin habersiz yapılması ne kadar doğru bir yaklaşımdır. Çalışmamızda mükellefin vergi incelemesinin ne zaman yapılacağını bilmesi gerektiğini savunacağız. Bununla beraber mağdur hissetme nedenlerine de değinerek konuya ilişkin öneri sunmaya çalışacağız.

  • Ülkemizde de dünyanın birçok yerinde olduğu gibi spor müsabakaları, özellikle de futbol ve basketbol oldukça popülerdir. Bu kapsamda spor kulüpleri de bu popülerliği canlı tutabilmek ve sportif başarı elde etmek adına birçok sporcu transfer etmekte ve ciddi maliyetler yüklenmekteler. Bu kapsamda gerçekleştirilen transferlerin neredeyse tamamı döviz olarak yapılmaktadır. Bu durumda zaten iyi finansal göstergeleri olmayan kulüplerin sadece kur farkları nedeniyle bile yıldan yıla borç yüklerinin artmasına sebep olmakta ve sportif başarı hayali finansal başarısızlıklara kurban edilmektedir. Bu kapsamda çalışmamızda bazı kanuni değişiklikler ile kulüplerin daha öngörülebilir finansal tablolar edinmelerinin mümkün olduğuna değinmeye ve çözüm önerileri sunmaya çalışacağız.

  • Katma Değer Vergisi’nde harcamada yaratılan değerlerin vergilendirilmesi ve vergi mükerrerliğinin önlenmesi ancak mal ve hizmet satanlar ile bu mal ve hizmeti satın alanlar arasında sağlam bir belge düzeninin kurulması ile sağlanabilir. Katma Değer Vergisi Kanunu ve Vergi Usul Kanunda yer alan düzenlemelerde bu amaca yöneliktir. Ancak indirim mekanizmasının uygulanmasında kanuna yönelik yorum farkları nedeniyle çelişkiler doğabilmektedir.Muhteviyatı İtibariyle Yanıltıcı Belgelerde yer alan KDV’ nin indirim konusu yapılıp yapılamayacağı açısından da durum bu şekildedir. İnceleme elemanlarının konuya yaklaşımı ve konuya ilişkin yorumlarında farklılık görülmektedir. Rapor Değerlendirme Komisyonlarının da konuya ilişkin tam bir mutabakat için de olmadıkları görülmektedir. Bu durum aynı gerekçelerle incelenen mükellefler hakkında farklı yaptırımların ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Düzenlenen inceleme raporlarında bu husus açık bir biçimde görülmektedir. Çalışmamızın amacı bu konuda uygulamada yer alan farklılıklara değinmek ve açıklık getirmeye çalışmaktır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..