Yüzyılın vergi reformu sloganıyla İskandinav ülkelerinde 1990’lı yıllarda uygulamaya konulan İkili Gelir Vergisi Sistemi, diğer vergi sistemlerinden farklılıklar içermektedir. Emek ve sermaye gelirlerinin farklı oranda vergilendirilmesini öngören İkili Gelir Vergisi Sistemi’nin saf formunda, sermaye gelirleri ve kurumlar vergisi oranı aynıdır ve hiçbir istisna tanınmamaktadır. Son yıllarda sermayenin mobilitesinin artması, vergi yükünün daha hafif olduğu ülkelere sermaye kaçışının hızlanmasına sebep olmaktadır. Global vergi rekabetinin arttığı bu dönemlerde sermayenin korunması ve yabancı sermayenin ülkeye akışının sağlanması yönünde İkili Gelir Vergisi Sistemi’nin oldukça olumlu yönleri olduğu bilinmektedir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Yiğit YILMAZ Vergi Müfettiş Yardımcısı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Çin Halk Cumhuriyeti’nin, 1949 yılında kuruluşunun ardından ülkede ekonomik ve vergisel açıdan çok sayıda reformlar yapılmıştır. Son 70 yılda ülkede yapılan reform hareketleri ülkenin gelirlerini artırmakla kalmamış halkın refah seviyesinin ve gelir düzeyinin artmasına da sebep olmuştur. Günümüzde dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda bulunan Çin’in, büyüme hızı ve yapılan yatırımlar dikkate alındığında yakın bir gelecekte ekonomi alanında dünyada lider konuma gelmesi beklenmektedir. Vergi sisteminde yaptığı çeşitli yenilikler ile yabancı yatırımcıları ülkeye çekmeyi başaran Çin Halk Cumhuriyeti’nde, yatırımcı ve girişimciler için kolaylıklar sağlanarak teknolojik üretimin hız kazanması sağlanmıştır

  • Avrupa’nın kuzeyinde yer alan İskandinav ülkeleri gerek ekonomik göstergeleri gerekse yaşam standartları açısından dünyanın önde gelen ülkeleridir ve bu durum vergi sistemleri açısından da benzerlik göstermektedir. İskandinav ülkeleri olan Norveç, İsveç ve Danimarka’nın vergi sistemleri uygulamada birbirlerine yakın olup vergilerin gayrisafi yurtiçi hâsıla içerisindeki payları da oldukça yüksektir. Bu devletlerin ekonomideki paylarının yüksek olması, sosyal refah devleti politikaları ve yapılan yatırımlar bu ülkelerdeki vergi yüklerinin fazla olmasına sebebiyet vermektedir. İkili gelir vergisi sistemi modelini ilk olarak uygulamaya koyan İskandinav ülkelerinde vergi gelirlerinin artışı ve buna bağlı olarak yapılan sosyal ve ekonomik yatırımlar bu ülkelerde yaşayan vatandaşların yaşam kalitesi seviyesini yükseltmektedir. Çalışmamızda İskandinav ülkelerinin ekonomik göstergelerine ile Türkiye’nin ekonomik göstergeleri karşılaştırılacak olup, bu ülkelerde uygulamada olan vergi sistemleri ve vergi teşkilat yapıları incelenecektir.

  • Yüzyılın vergi reformu sloganıyla İskandinav ülkelerinde 1990’lı yıllarda uygulamaya konulan İkili Gelir Vergisi Sistemi, diğer vergi sistemlerinden farklılıklar içermektedir. Emek ve sermaye gelirlerinin farklı oranda vergilendirilmesini öngören İkili Gelir Vergisi Sistemi’nin saf formunda, sermaye gelirleri ve kurumlar vergisi oranı aynıdır ve hiçbir istisna tanınmamaktadır. Son yıllarda sermayenin mobilitesinin artması, vergi yükünün daha hafif olduğu ülkelere sermaye kaçışının hızlanmasına sebep olmaktadır. Global vergi rekabetinin arttığı bu dönemlerde sermayenin korunması ve yabancı sermayenin ülkeye akışının sağlanması yönünde İkili Gelir Vergisi Sistemi’nin oldukça olumlu yönleri olduğu bilinmektedir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..