Küreselleşme süreciyle birlikte küresel sermayenin mobilitesinin çarpıcı biçimde artması, güçlü spekülatörlerin doğmasına ve dünya piyasalarındaki finansal işlem hacminin devasa boyutlara ulaşmasına neden olmuştur. Finansal işlem hacmindeki bu gelişmeler ışığında pek çok iç ve dış dinamiğe son derece duyarlı olan sıcak para ile gelişmekte olan ülkelerin kırılgan finansal yapıları birleştiğinde finansal istikrarsızlıklar kaçınılmaz hale gelmiş ve döviz kurundaki dalgalanmalar ekonomik krizlerin tipik tetikleyicisi halini almıştır. Ekonomik krizlerle mücadelede esas olanın piyasalardaki volatilitenin azaltılması olduğundan hareketle; döviz ticareti maliyetinin artırılarak kur dalgalanmalarının minimizasyonunu amaçlayan, bir paranın bir başka paraya dönüştürülmesine ilişkin spot işlemlerin vergilendirilmesi düşüncesi ilk olarak James Tobin tarafından 1972 yılında gündeme getirilmiştir. Spekülatif sermaye hareketlerinden doğan kur dalgalanmaları ve bunların ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkilerine yönelik birinci en iyi çözümün uluslararası tek para birimi yaratılması olduğu hususunda görüş birliği bulunsa da; günümüz ekonomik ve siyasi şartları dikkate alındığında karşımıza Tobin Vergisi benzeri en iyi ikinci çözüm uygulamaları çıkmaktadır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Halis AKSU Vergi Müfettiş Yardımcısı, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Küreselleşme süreciyle birlikte küresel sermayenin mobilitesinin çarpıcı biçimde artması, güçlü spekülatörlerin doğmasına ve dünya piyasalarındaki finansal işlem hacminin devasa boyutlara ulaşmasına neden olmuştur. Finansal işlem hacmindeki bu gelişmeler ışığında pek çok iç ve dış dinamiğe son derece duyarlı olan sıcak para ile gelişmekte olan ülkelerin kırılgan finansal yapıları birleştiğinde finansal istikrarsızlıklar kaçınılmaz hale gelmiş ve döviz kurundaki dalgalanmalar ekonomik krizlerin tipik tetikleyicisi halini almıştır. Ekonomik krizlerle mücadelede esas olanın piyasalardaki volatilitenin azaltılması olduğundan hareketle; döviz ticareti maliyetinin artırılarak kur dalgalanmalarının minimizasyonunu amaçlayan, bir paranın bir başka paraya dönüştürülmesine ilişkin spot işlemlerin vergilendirilmesi düşüncesi ilk olarak James Tobin tarafından 1972 yılında gündeme getirilmiştir. Spekülatif sermaye hareketlerinden doğan kur dalgalanmaları ve bunların ekonomiler üzerindeki yıkıcı etkilerine yönelik birinci en iyi çözümün uluslararası tek para birimi yaratılması olduğu hususunda görüş birliği bulunsa da; günümüz ekonomik ve siyasi şartları dikkate alındığında karşımıza Tobin Vergisi benzeri en iyi ikinci çözüm uygulamaları çıkmaktadır.

  • Örtülü sermaye kavramı, kurumlar vergisi uygulamasında bir güvenlik müessesesi olarak düzenlenmiş olup; esasen sermayeye faiz yürütülmemesi genel kuralının tabii bir sonucu olarak vergi mevzuatımızdaki yerini almıştır. Bir başka deyişle söz konusu uygulamayla ortakların ve/veya ortaklarla ilişkili kişilerin ellerinde bulundurdukları fonları sermaye maskesi altında kurum bünyesine dâhil etmelerinin ve bu fon üzerinden kurum aleyhine faiz kazancı elde etmelerinin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Uygulamada; Kurumlar Vergisi Kanunu?nun 12?nci maddesi kapsamında hesaplanan faiz ve benzeri ödemelerin Katma Değer Vergisi?ne tabi tutulup tutulmayacağı hususu duraksama ve tartışmalara neden olmaktadır. Burada cevap bekleyen soru; Kurumlar Vergisi Kanunu?nun dağıtılmış kar payı olarak nitelendirdiği örtülü sermayeye isabet eden faiz ve benzeri ödemelerin, finansman hizmeti karşılığında sağlanan faiz geliri mi yoksa Kurumlar Vergisi Kanunu?nun 12?nci maddesinde belirtildiği üzere dağıtılmış kar payı niteliğinde mi olduğu hususudur. Bu makalede, bahsi geçen konu hakkında öncelikle kısaca yasal düzenlemelere yer verilecek olup; müteakiben konuyla ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapılacaktır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..