Gerek ekonomiye sağlanan döviz kaynağı gerekse kullanılan modern teknoloji ve üretim teknikleri açısından yabancı sermaye etkili bir ekonomik araçtır. Yabancı sermayeli şirketlerin ülkemiz karasularında yaptığı petrol arama faaliyetlerinin uygulama alanı gerek iç hukuk gerekse uluslararası hukuk bakımından önem arz etmektedir. Bu yönüyle kazanç elde eden yabancı sermayeli şirketlerin vergi mevzuatı ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında beyana tabi gelirleri ve bunların vergilendirilmesinde birtakım sorun yaşadıklarını görmekteyiz. Bu çalışmamızda, yabancı sermayeli şirketler tarafından ülkemiz karasularında yapılan petrol arama faaliyetlerinin uygulama alanı belirlenmeye çalışılmış ve bu faaliyetler neticesinde elde edilen kazançların ne şekilde vergilendirileceği içhissesimevzuat ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında değerlendirilmiştir

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Ümit ERKAN Vergi Müfettişi, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Gerek ekonomiye sağlanan döviz kaynağı gerekse kullanılan modern teknoloji ve üretim teknikleri açısından yabancı sermaye etkili bir ekonomik araçtır. Yabancı sermayeli şirketlerin ülkemiz karasularında yaptığı petrol arama faaliyetlerinin uygulama alanı gerek iç hukuk gerekse uluslararası hukuk bakımından önem arz etmektedir. Bu yönüyle kazanç elde eden yabancı sermayeli şirketlerin vergi mevzuatı ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında beyana tabi gelirleri ve bunların vergilendirilmesinde birtakım sorun yaşadıklarını görmekteyiz. Bu çalışmamızda, yabancı sermayeli şirketler tarafından ülkemiz karasularında yapılan petrol arama faaliyetlerinin uygulama alanı belirlenmeye çalışılmış ve bu faaliyetler neticesinde elde edilen kazançların ne şekilde vergilendirileceği içhissesimevzuat ve çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları kapsamında değerlendirilmiştir

  • Ülkemizde vergi ağırlıklı bir muhasebe sisteminin varlığı nedeniyle, işletmeler mali kârın belirlenmesi noktasında ağırlıklı olarak stoklara ilişkin muhasebe kayıtlarını, değerlemeleri ve raporlamaları Vergi Mevzuatına göre yapmaktadırlar. Stoklar, olağanüstü olaylar veya bazı ön görülemeyecek nedenlerle kısmen ya da tamamen ortadan kalkabilecekleri gibi iktisadi değerlerini kısmen ya da tamamen yitirebilmek- tedirler. Diğer taraftan işletmeler de, üretim ve satış veya muhafaza amacıyla stoklama aşamasında meydana gelen fireler ise miktar azalması şeklinde ortaya çıkabilmektedir. Bu noktada, stoklar açısından özellik arz eden fire maliyetlerinin Türk Vergi Mevzuatı ve Türkiye Muhasebe Standartları (TMS/TFRS) yönünden hesaplama ve muhasebeleştirmede farklılıklar meydana gelmektedir. Bu çalışmamızda firelerin hem Vergi Mevzuatı ve hem de TMS/TFRS?e göre mali tablolara yansıtılma sürecinde muhasebe uygulamaları örneklerle açıklanmaya çalışılmıştır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..