Vergi incelemesine yetkili olanlarca inceleme yapılmak üzere istenilen defter ve belgelerin verilen süre içinde keyfi bir şekilde ibraz edilmemesi, vergi idaresinin denetiminden saklanılmak istenilen kimi durumların olduğu ve bunların karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasının engellenmesinin amaçlandığını akla getirmektedir. Bu amaçla defter belge ibraz ödevinin mücbir sebep olmaksızın yerine getirilmediği bir durumda adli olarak hapis cezası; idari olarak ta özel usulsüzlük cezası ve ilgili dönem katma değer vergilerine ilişkin indirimlerin reddi şeklinde yaptırımlar uygulanmaktadır. Söz konusu yaptırımlardan katma değer vergisi reddiyatıyla ilgili olarak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından verilen 25.07.2019 tarih ve E: 2013/3, K: 2019/1 no.lu karar vergi inceleme sürecine önemli etkileri olacak türden olup, bu kararın yaratacağı etkiler ve çözüm önerileri çalışmamızda irdelenecektir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Necmettin GÜNDÜZ Vergi Müfettişi

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Vergi incelemesine yetkili olanlarca inceleme yapılmak üzere istenilen defter ve belgelerin verilen süre içinde keyfi bir şekilde ibraz edilmemesi, vergi idaresinin denetiminden saklanılmak istenilen kimi durumların olduğu ve bunların karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasının engellenmesinin amaçlandığını akla getirmektedir. Bu amaçla defter belge ibraz ödevinin mücbir sebep olmaksızın yerine getirilmediği bir durumda adli olarak hapis cezası; idari olarak ta özel usulsüzlük cezası ve ilgili dönem katma değer vergilerine ilişkin indirimlerin reddi şeklinde yaptırımlar uygulanmaktadır. Söz konusu yaptırımlardan katma değer vergisi reddiyatıyla ilgili olarak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından verilen 25.07.2019 tarih ve E: 2013/3, K: 2019/1 no.lu karar vergi inceleme sürecine önemli etkileri olacak türden olup, bu kararın yaratacağı etkiler ve çözüm önerileri çalışmamızda irdelenecektir.

  • Devletlerin vergilendirme yetkilerinin sınırı “ikamet ilkesi” ve “kaynak ilkesi” olmak üzere iki farklı ilkeye göre belirlenmektedir. Ülkelerin vergilendirme yetkilerinin çakışmaması için çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları imzalanmaktadır. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmalarının hükümleri akit devletler tarafından karşılıklı mutabakat çerçevesinde belirlenmekle birlikte, bu anlaşmaların genel çerçevesi uluslararası uzlaşının sağlandığı Birleşmiş Milletler ve OECD tarafından kabul edilen model anlaşmalar doğrultusunda çizilmektedir. Söz konusu model anlaşmalara göre yurtdışında yerleşik bir firmanın kaynak ülkede vergilendirilebilmesi için daimi işyerinin bulunması gerekmektedir. Kaynak ülkede vergilendirilebilmek için gerekli olan daimi işyeri kavramı dijital ekonomiye geçişle birlikte sorgulanır olmuştur. Bunun nedeni dijital platformların model anlaşmalarda bahsedilen daimi işyerleri kapsamında değerlendirilememesidir. Bahse konu sorunun çözümü için ülke vergi idareleri çeşitli arayışlar içerisine girmişlerdir. Bu durumun ülkemiz yansıması ise sanal işyeri kavramı ile karşımıza çıkmaktadır.

  • 5520 Sayılı Kanunun 12’nci maddesinin (7) numaralı fıkrası ile borç veren kurumlar için bazı koşullarda altında düzeltme hakkı tanınmıştır. Bu hak ile hem mükerrer vergilendirmeyi önleme hem de cezalandırma ile karşılaşılmadan işlemlerin düzeltilmesine olanak sağlanmaktadır. Ancak, bunun yapılabilmesi için Kanun koyucu önemli bir sınırlama ve koşul getirmiştir. Bu koşul, düzeltmenin yapılabilmesi için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartıdır. Bahsedilen şart gerçekleşmeden borç veren, nezdinde yapılacak bir düzeltme işlemi sebepsiz yere hazinenin vergi olacaktır. Yine söz konusu şartın gerçekleşmemesi nedeniyle vergilendirme işlemlerinde mükellefler arasında adaletsizliğe ve eşitsizliğe yol açılmış olacaktır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..