Şirketler finansman ihtiyaçlarını borçlanma ve öz kaynak temini olmak üzere iki alternatif yoldan karşılama imkanına sahiptirler. Şirket yöneticileri genellikle borçlanmanın maliyeti özkaynak maliyetinin bir hayli altında olduğundan çoğunlukla borçla finansmanı özkaynakla finansmana tercih ederler. Ancak bu durum belirli bir borçlanma seviyesinin aşılmasından sonra şirket açısından finansal riskinin artmasına neden olur. Bu şekilde şirket sayısının çokluğu ise reel ekonominin geneli için önemli bir tehdit doğuracağından ülkeler özkaynakla finansmanı teşvik etmek amacıyla bir dizi önleme başvurmaktadır. Çalışmamızda ülkemizde finansman gider kısıtlaması olarak bilinen yasal düzenlemenin özkaynakla finansmanı teşvik etme konusunda yeterliliği OECD ve Avrupa Birliği uygulamalarıgöz önüne alınarak değerlendirilerek bu konuda çözüm önerileri sunulmuştur

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Necmettin GÜNDÜZ Vergi Müfettişi, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Şirketler finansman ihtiyaçlarını borçlanma ve öz kaynak temini olmak üzere iki alternatif yoldan karşılama imkanına sahiptirler. Şirket yöneticileri genellikle borçlanmanın maliyeti özkaynak maliyetinin bir hayli altında olduğundan çoğunlukla borçla finansmanı özkaynakla finansmana tercih ederler. Ancak bu durum belirli bir borçlanma seviyesinin aşılmasından sonra şirket açısından finansal riskinin artmasına neden olur. Bu şekilde şirket sayısının çokluğu ise reel ekonominin geneli için önemli bir tehdit doğuracağından ülkeler özkaynakla finansmanı teşvik etmek amacıyla bir dizi önleme başvurmaktadır. Çalışmamızda ülkemizde finansman gider kısıtlaması olarak bilinen yasal düzenlemenin özkaynakla finansmanı teşvik etme konusunda yeterliliği OECD ve Avrupa Birliği uygulamalarıgöz önüne alınarak değerlendirilerek bu konuda çözüm önerileri sunulmuştur

  • Vergisel uyuşmazlıkların sona erdirilmesine ilişkin vergi mevzuatımızda yer alan düzenlemelerin yeterli etkinlikten uzak olmaları, bu müesseselerin bir bütün halinde göz önüne alınmasını ve vergiye uyum için gerekli olduğu düşünülen düzenlemelerin vergi mevzuatımıza girmesine neden olmuştur. Bu kapsamda 7194 sayılı Dijital Hizmet Vergisi İle Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’la vergi mevzuatımıza aşamalı uyum düzenlemeleri olarak adlandırabileceğimiz müesseseler girmiştir. Bir model olarak tasarlanan aşamalı uyum düzenlemeleri, mükelleflerin vergiye uyumunu ve tahsilatı artıracağı, idarenin iş yükünü azaltmak suretiyle de kamu hazinesine sürdürülebilir bir gelir kaynağı yaratacağı düşüncesinden yola çıkılarak düzenlenmiştir.

  • Vergi incelemesine yetkili olanlarca inceleme yapılmak üzere istenilen defter ve belgelerin verilen süre içinde keyfi bir şekilde ibraz edilmemesi, vergi idaresinin denetiminden saklanılmak istenilen kimi durumların olduğu ve bunların karşıt inceleme yoluyla ortaya çıkarılmasının engellenmesinin amaçlandığını akla getirmektedir. Bu amaçla defter belge ibraz ödevinin mücbir sebep olmaksızın yerine getirilmediği bir durumda adli olarak hapis cezası; idari olarak ta özel usulsüzlük cezası ve ilgili dönem katma değer vergilerine ilişkin indirimlerin reddi şeklinde yaptırımlar uygulanmaktadır. Söz konusu yaptırımlardan katma değer vergisi reddiyatıyla ilgili olarak Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulu tarafından verilen 25.07.2019 tarih ve E: 2013/3, K: 2019/1 no.lu karar vergi inceleme sürecine önemli etkileri olacak türden olup, bu kararın yaratacağı etkiler ve çözüm önerileri çalışmamızda irdelenecektir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..