Gelişmekte olan ülkelerin önemli yapısal sorunlardan biri de cari açık sorunudur. Cari açık sorununa neden olan dış ticaret açığının etkisinin azaltılmasında turizm gelirleri hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda, ülkemizde turizmin gelişmesini sağlamak amacıyla 15.07.2019 tarih ve 30832 sayılı Resmi Gazetede, 7183 sayılı Türkiye Turizm Tanıtım Ve Geliştirme Ajansı Hakkında Kanun yayımlanmıştır. Bahse konu kanun ile turizme dayalı ticari işletmelerin yatırımcısı veya işletmecisi olan gerçek veya tüzel kişilerin, bu işletmelerdeki faaliyetleri sonucunda elde ettikleri net satış ve kira gelirlerinin toplamı üzerinden “Turizm Payı” alınması kararlaştırılmıştır. Bu çalışmada söz konusu turizm payının hukuki statüsü ve vergi hukukundaki yeri detaylıca incelenecektir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Yiğit YILDIZ Vergi Müfettiş Yardımcısı, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Kısa çalışma müessesesi, küreselleşme, ekonomik kriz ve mücbir sebeplerin ortaya çıkardığı yeni bir olgudur. Küreselleşme ile birlikte pek çok endüstri, ekonomik rekabet sürecine girmiştir. Ulus devlet yapısı değişmeye başlamış ekonomik anlamda sınırlar kaybolmuştur. Bu durum ise küçük ve orta ölçekli işletmeleri, küresel ekonomik şoklara her zamankinden açık hale getirmiştir. Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgın ise ülke ekonomilerinin çarklarını durma noktasına getirmiştir. Maalesef bu durumun birçok çalışanın işini kaybetmesine yol açması beklenmektedir. Kısa çalışma ödeneği bu noktada devreye girmekte ve işçilerin gelir kaybına uğramasını engellemesi beklenmektedir. Ancak bu özelliklerine karşın kısa çalışma ödeneği vergileme başta olmak üzere pekçok alanda bazı sonuçlar doğurmaktadır.

  • Devletin mali alandaki en önemli yetkilerinden biri olan vergilendirme erki, devletin ülkesi üzerinde sahip olduğu egemenliğine dayanarak gerek toprakları üzerinde yaşayan gerekse uyruğunda bulunan herkesten vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiili güç olarak tanımlanabilir. ?Devlet? anlayışında tarihsel süreç içerisinde meydana gelen değişiklikler, vergilendirme yetkisinin hukuki dayanağına da sirayetetmiş olup, günümüzde vergilendirme yetkisi, sosyal devlet, hukuk devleti ve demokrasi gibi kavramlarla birlikte telaffuz edilir olmuştur. Bu bağlamda vergilendirme yetkisi, günümüzde sınırsız, kontrolsüz bir erk olmayıp, hukuk devletini vücuda getiren ilkeler tarafından sınırlandırılmaktadır. Söz konusu ilkelerin başında ise hukuki güvenlik ilkesinin doğal bir sonucu olan kanunların geriye yürümezliği ilkesi gelmektedir.Bu çalışmada, 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete?de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Türk Vergi Sistemi ile ilgili bazı hükümleri, hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde irdelenecektir. Ayrıca, vergi kanunlarındaki geçmişe yürümeme ilkesi, Anayasa Mahkemesi kararları perspektifinde analiz edilecektir.

  • Kripto para, bilgi teknolojileri ve e-ticaret uygulamalarının kaydettiği ilerlemelere bağlı olarak ortaya çıkan, hiçbir merkezi otorite veya aracı kuruma bağlı olmadan işlem gören ve çeşitli şifreleme teknikleri ile emniyet altına alınan sanal para birimidir. Günümüzde küresel çapta 1300 den fazla sanal para türü olup en çok bilineni ise bitcoindir. Küresel ölçekte kripto paralara olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum ise kripto paraların hukuki, ekonomik ve hatta siyasi açıdan analiz edilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada kripto para sisteminin nasıl işlediğine, kripto paraların nasıl vergilendirileceğine ve son olarak Türk Ekonomi Yönetimi açısından yapılması gereken hususlara yer verilmiştir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..