Perakende Satış Vergisi (PSV), Katma Değer Vergisi (KDV) gibi genel tüketim vergileri, yerel vergiler olup ülke ya da eyalet sınırları içindeki genel tüketim harcamalarını vergilemeyi amaçlar. Diğer yandan genel tüketim vergileri, varış ülkesinde vergileme ilkesi nedeniyle, uluslararası mal ve hizmet ticareti üzerinde etkisi olan vergilerdir. Son yıllarda küreselleşmenin etkisi ile uluslararası mal ve hizmet ticareti yöntemleri de farklılaşmaktadır. Bu nedenle farklı tüketim vergisi sistemlerinin birbiriyle çatışması ve vergi kayıplarına neden olması kaçınılmazdır. OECD’ye üye ülkeler arasında PSV sistemine sahip tek ülke olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Türkiye’nin de dâhil olduğu KDV sistemine sahip ülkeler arasında bu iki vergi sisteminin mal ve hizmet ticaretinin vergilendirilmesi ile ilgili yaklaşım ve vergi oranları gibi birtakım farklılıklarından kaynaklanan bazı vergilendirme sorunları ortaya çıkarmaktadır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Birol UBAY Dr., Gelir Uzmanı, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Perakende Satış Vergisi (PSV), Katma Değer Vergisi (KDV) gibi genel tüketim vergileri, yerel vergiler olup ülke ya da eyalet sınırları içindeki genel tüketim harcamalarını vergilemeyi amaçlar. Diğer yandan genel tüketim vergileri, varış ülkesinde vergileme ilkesi nedeniyle, uluslararası mal ve hizmet ticareti üzerinde etkisi olan vergilerdir. Son yıllarda küreselleşmenin etkisi ile uluslararası mal ve hizmet ticareti yöntemleri de farklılaşmaktadır. Bu nedenle farklı tüketim vergisi sistemlerinin birbiriyle çatışması ve vergi kayıplarına neden olması kaçınılmazdır. OECD’ye üye ülkeler arasında PSV sistemine sahip tek ülke olan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Türkiye’nin de dâhil olduğu KDV sistemine sahip ülkeler arasında bu iki vergi sisteminin mal ve hizmet ticaretinin vergilendirilmesi ile ilgili yaklaşım ve vergi oranları gibi birtakım farklılıklarından kaynaklanan bazı vergilendirme sorunları ortaya çıkarmaktadır.

  • Son yaşanan küresel kriz, dünya üzerindeki gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde gelir/servet dağılımındaki eşitsizliklerin yeniden sorgulamasına yol açmıştır. Servet unsurlarının vergilendirilmesi kapsamında son zamanlarda gündeme getirilen ve yeni tartışmalara konu olan en önemli vergi türü net servet vergisidir. Servet vergileri, bazı farklılıklar ve benzerlikler ile birlikte Türkiye ve Avrupa Birliği’nin de dâhil olduğu birçok ülkede uygulanmaktadır. Ancak servet vergilerinin toplam vergi gelirleri içindeki payı diğer vegi gelirlerine göre oldukça düşüktür. Son küresel ekonomik ve finans krizi sonrası servet vergisi takrar tartışmaya açılmıştır. Öne çıkan görüş, servetin yıllık gelir vergisi şeklinde vergilendirilmesidir. Avrıpa Birliği’nde bazı üye ülkeler net-servet vergisi uygularken Türkiye’ninde dâhil olduğu birçok ülke de halen veraset-intikal vergisi gibi servet vergisi türleri uygulanmaktadır. Ayrıca servetin yıllık bir vergi şekilinde vergilendirilmesi, yüksek derecede vergiye gönüllü uyumu gerektirmesinin yanısıra çifte vergilendirme, matrah aşınması ve denetim sorunları ortaya çıkaracaktır.

  • Hibrit uyuşmazlıkları, özellikle çok uluslu şirketler tarafından vergisel yükümlülüklerini azaltmak için kullanılan bir agresif vergi planlaması türüdür. Hibrit uyuşmazlığı düzenlemeleri ile ilgili yapılan çalışmalar OECD’nin BEPS 2 No. lu eylem planına dayanmaktadır. Bu tür finansal araçlar ile ilgili vergilendirme bakımından en önemli sorun ülkelerin vergi sistemleri arasında farklı tanımlamaların olması ya da hiçbir kuralın bulunmayışıdır. Bu hibrit uyuşmazlık düzenlemelerini kullanan uluslararası finansal araçlar, vergilendirmeden kaçarak, vergi matrahında aşınmaya yol açmaktadır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..