Sermaye şirketi olan anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin varlığından tamamen veya kısmen alınmayan vergi ve buna bağlı alacaklar ile vergi cezaları, yasal ödevleri yerine getirmeyen kanuni temsilcilerin varlıklarından alınmaktadır. Limited şirket ortakları da, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi ve buna bağlı alacaklar ile vergi cezalarından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu tutulmaktadır. Sermaye şirketinin kanuni temsilcisi ile limited şirket ortağının, şahsi mal varlıklarından ödedikleri şirkete ait vergi ve buna bağlı alacaklar ile vergi cezaları için rücu hakkı bulunmaktadır. Bu çalışmada, sermaye şirketinin malvarlığından alınamayıp kanuni temsilci ve limited şirket ortağının şahsi varlıklarından tahsili cihetine gidilen vergi ve buna bağlı alacaklar ile vergi cezaları için kanuni temsilci ve ortakların sahip oldukları rücu hakkı, Danıştay ve Yargıtay kararları ışığında, ele alınmaktadır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Soner ALTAŞ Dr. Başmüfettiş, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Ticaret şirketlerinin yeniden yapılandırma ya da yapı değişikliği kapsamında sıklıkla başvurdukları uygulamalardan birisi de tür değiştirmedir. Tür değiştirme, bir ticaret şirketinin hukukî ve ekonomik bütünlüğü bozulmadan, tasfiye edilmeksizin başka bir şirket türüne dönüştürülmesidir. Böylece, yeni türe dönüştürülen şirket, eskisinin devamı olarak faaliyetini sürdürür. İşte bu çalışmada, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na göre tür değiştirmede genel ilke, geçerli tür değiştirmeler ile kolektif ve komandit şirketlerin tür değiştirmelerine ilişkin özel düzenlemeler üzerinde durulmaktadır.

  • Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununda ultra vires ilkesine yer verilerek, ticaret şirketlerinin, dolayısıyla anonim ile limited şirketlerin hak ve borç ehliyetleri şirket sözleşmesinde yazılı işletme konusu ile sınırlandırılmıştı. Anonim ile limited şirketlerinin fiil ehliyetlerinin şirket sözleşmesinde yazılı işletme konularıyla sınırlı olduğu anlamına gelen bu ilke, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren kaldırılmıştır. Anılan tarihten itibaren, anonim ile limited şirketlerin hak ehliyetlerinin sınırını işletme konusu çizmemektedir. Bunun yanında, TTK ile anonim ile limited şirketin yönetim organlarında köklü değişikliklere gidilmiştir. Bu çalışmada, 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanununun anonim ile limited şirketin yönetim ve temsili ile bu yetkilerin devrine dair düzenlemeleri ve ultra vires ilkesinin kaldırılmış olmasının her iki şirket türünde yetki aşımına etkileri ele alınmaktadır.

  • Ülkemizde faaliyet gösteren anonim şirketlerin büyük bir çoğunluğu, mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu döneminde kurulmuştur. Eski Ticaret Kanunu?nda sadece esas sermaye sistemine yer verildiğinden dolayı da, ağırlıklı kısmı halka açık olmayan anonim şirketler, halka açık şirketlerin uzun yıllar boyunca tabi olabildiği kayıtlı sermaye sisteminden faydalanamamışlar, zorunlu olarak esas sermaye sistemini benimsem zorunda kalmışlardır. 1 Temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı yeni Türk Ticaret Kanunu ise halka açık olmayan anonim şirketlere de, esas sermaye sistemi yanında kayıtlı sermaye sistemini benimseme imkanı tanımıştır. Bu çalışmada, kayıtlı sermaye sistemini seçmenin anonim şirkete sağlayacağı temel avantajlar ele alınmaktadır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..