2016 yılında yasal zemine kavuşan, 2017 yılında yayımlanan tebliğ ile uygulamaya konulan izaha davet müessesesi, iki yılı aşkın bir süre tecrübe edildikten sonra 7194 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir. Mükelleflerin izahta bulunmaları gereken tarih ile beyanname verme ve ödeme sürelerinde değişikliğe gidilmiş ve süresinde verilen izahı değerlendirilme süresine ilişkin Hazine ve Maliye Bakanlığına yetki verilmiştir. Diğer taraftan, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanmaya ilişkin ön tespitler için müesseseden yararlanabilecek mükellefler kitlesi genişletilmiş ve belli şartlar dahilinde bu mükelleflere yazı gönderme imkânı sunulmuştur. Bu çalışmada, izaha davet müessesesinde 7194 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler üzerinde değerlendirmelerimize yer verilmiştir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Bayram GÜLÇİÇEK Vergi Müfettişi, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Yenileme fonu ile ilgili tartışmalı olan konulardan biri, fon hesabına alma işleminin ne zaman yapılması gerektiği iken, bir diğeri ise fon hesabına alınan tutarın üç yıl içinde yeni iktisap edilecek iktisadi kıymetin satın alınmasında kullanılması mı, yoksa üç yıl içinde fon tutarının yeni iktisap edilen iktisadi kıymet üzerinden ayrılan amortismanlara mı mahsup edileceğidir. Fon hesabına alma işleminin satışın yapıldığı yılda yapılması gerekir. Aksi takdirde muhasebe kayıtlarında satıştan tahassül eden karın, gelir tablosu hesaplarına intikali gerekeceği tabiidir. "Fon hesabına alınan tutarın üç yıl içerisinde kullanılması" konusunun ise "üç yıl içinde kârın yeni iktisadi kıymet satın alınmasında kullanılması" olarak algılanması gerekmektedir.

  • VUK'un 337'nci maddesine göre; usulsüzlük fiillerinin bir takvim yılı içinde birden fazla işlenmesi halinde, birden fazlasının her biri için birincisine ait cezanın dörtte birinin kesilmesi gerekmektedir. Yine aynı Kanunun 339'uncu maddesine göre, vergi ziyaı veya usulsüzlükten dolayı ceza kesilen ve cezası kesinleşenlere, cezanın kesinleştiği tarihi takip eden yılın başından başlamak üzere vergi ziyaında beş, usulsüzlükte iki yıl içinde tekrar ceza kesilmesi durumunda, vergi ziyaı cezası %50, usulsüzlük cezası %25 oranında artırılarak uygulanacaktır. Bu hükümlerin birlikte uygulanıp uygulanmayacağı, uygulanacaksa da kesilmesi gereken ceza tutarının hesaplamasının nasıl yapılacağı konusunda farklı görüşler bulunmaktadır. İdare, anılan hükümlerin aynı anda uygulanabileceği görüşünde olup uygulamaya bu şekilde yön vermektedir. Fiil ayrılığı ve tekerrürün aynı anda uygulandığı durumda, ceza tutarına öncelikle VUK'un 337'nci maddesi gereği %25 oranı uygulamakta, daha sonra bu tutar aynı Kanunun 339'uncu maddesi gereği %25 oranında artırılmak suretiyle kesilmesi gereken usulsüzlük cezası tutarı tespit edilmektedir.

  • Kanuni temsilcilerin amme alacaklarından sorumluluğuna ilişkin yasal düzenleme içeren 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35'inci maddesinin beş ve altıncı fıkraları Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir. İptal edilen ilk fıkra metni, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilcilerin farklı olması halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulacağına ilişkindir. Diğer fıkra ise kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair Vergi Usul Kanununda yer alan hükümlerin, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmayacağına ilişkindir. Çalışmamızda, bahse konu iki fıkrayı iptal eden anayasa mahkemesi kararının neticeleri üzerinde değerlendirmelerimize yer verilmiştir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..