Modern sanayi, 2000’ li yıllara değin üç büyük evrim geçirerek gelişimini tamamlamıştır. Sonrasında ilk kez Hannover 2011 Fuarında Almanların ortaya attığı Endüstri 4.0 adı verilen yeni bir döneme girilmiştir. Endüstri 4.0, birbirleriyle etkileşebilen, duyargalar aracılığı ile ortamı idrak edebilen ve veri analizi yapıp gereksinimleri tespit edebilen robotlara üretimi teslim edip, daha az maliyetli ancak daha kaliteli üretim yapmayı amaçlar. Üretimde artan bu robotlaşma ise robot ekonomisinin doğmasına neden olurken, bazı temel ekonomik parametreleri de olumsuz etkilemeye başlamaktadır. Bu olumsuz etkilerin giderilmesinde yeni bir vergi türü adından sıklıkla bahsettirir olmuştur. Bu çalışmada, üretimde otomasyonlaşmanın başta işsizlik olmak üzere ekonomik değişkenler üzerindeki olumsuz etkilerinin robot vergisi ile nasıl giderilebileceği irdelenecektir.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Yiğit YILDIZ Vergi Müfettiş Yardımcısı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Kısa çalışma müessesesi, küreselleşme, ekonomik kriz ve mücbir sebeplerin ortaya çıkardığı yeni bir olgudur. Küreselleşme ile birlikte pek çok endüstri, ekonomik rekabet sürecine girmiştir. Ulus devlet yapısı değişmeye başlamış ekonomik anlamda sınırlar kaybolmuştur. Bu durum ise küçük ve orta ölçekli işletmeleri, küresel ekonomik şoklara her zamankinden açık hale getirmiştir. Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel salgın ise ülke ekonomilerinin çarklarını durma noktasına getirmiştir. Maalesef bu durumun birçok çalışanın işini kaybetmesine yol açması beklenmektedir. Kısa çalışma ödeneği bu noktada devreye girmekte ve işçilerin gelir kaybına uğramasını engellemesi beklenmektedir. Ancak bu özelliklerine karşın kısa çalışma ödeneği vergileme başta olmak üzere pekçok alanda bazı sonuçlar doğurmaktadır.

  • Devletin mali alandaki en önemli yetkilerinden biri olan vergilendirme erki, devletin ülkesi üzerinde sahip olduğu egemenliğine dayanarak gerek toprakları üzerinde yaşayan gerekse uyruğunda bulunan herkesten vergi alma konusunda sahip olduğu hukuki ve fiili güç olarak tanımlanabilir. ?Devlet? anlayışında tarihsel süreç içerisinde meydana gelen değişiklikler, vergilendirme yetkisinin hukuki dayanağına da sirayetetmiş olup, günümüzde vergilendirme yetkisi, sosyal devlet, hukuk devleti ve demokrasi gibi kavramlarla birlikte telaffuz edilir olmuştur. Bu bağlamda vergilendirme yetkisi, günümüzde sınırsız, kontrolsüz bir erk olmayıp, hukuk devletini vücuda getiren ilkeler tarafından sınırlandırılmaktadır. Söz konusu ilkelerin başında ise hukuki güvenlik ilkesinin doğal bir sonucu olan kanunların geriye yürümezliği ilkesi gelmektedir.Bu çalışmada, 05.12.2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete?de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun, Türk Vergi Sistemi ile ilgili bazı hükümleri, hukuki güvenlik ilkesi çerçevesinde irdelenecektir. Ayrıca, vergi kanunlarındaki geçmişe yürümeme ilkesi, Anayasa Mahkemesi kararları perspektifinde analiz edilecektir.

  • Kripto para, bilgi teknolojileri ve e-ticaret uygulamalarının kaydettiği ilerlemelere bağlı olarak ortaya çıkan, hiçbir merkezi otorite veya aracı kuruma bağlı olmadan işlem gören ve çeşitli şifreleme teknikleri ile emniyet altına alınan sanal para birimidir. Günümüzde küresel çapta 1300 den fazla sanal para türü olup en çok bilineni ise bitcoindir. Küresel ölçekte kripto paralara olan talep gün geçtikçe artmaktadır. Bu durum ise kripto paraların hukuki, ekonomik ve hatta siyasi açıdan analiz edilmesini gerektirmektedir. Bu çalışmada kripto para sisteminin nasıl işlediğine, kripto paraların nasıl vergilendirileceğine ve son olarak Türk Ekonomi Yönetimi açısından yapılması gereken hususlara yer verilmiştir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..