Bu çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden birisi olan “Durum Çalışması” yapılmıştır. Buna göre, genel olarak uygulamada “dinlenme talep etme hakkı” kullanımı ile ilgili olarak tutulan tutanaklarda; talebin kabul edilip edilmediği, dinlenme talebinin ne şekilde yerine getirildiği ve talebin sonucunda ne olduğu sorularına cevap aranmış ve dinlenme talep etme hakkının gerekli olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca, mevcut düzenlemelerin mükellef hakkı olarak değil, idarenin mükelleflere bir taahhüdü olarak dile getirilmiş olması hususunun eleştirisi yapılmıştır. Bazı ülkelerin dinlenme talebine benzer düzenlemelerine yer verilmiş ve bizdeki uygulamalardan farkı ortaya konulmuştur. Bu noktada diğer ülkelerde hakların bir gereksinim sonucu ve bir süreçten geçtikten sonra olgunlaşarak meydana çıktığı ancak bizdeki uygulamanın ise daha bu gereksinim tam olarak ortaya konulmadan, bildirge şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Bunda diğer ülkelerde de mükellef haklarının bildirge olarak yayınlanmasının etkisi olduğu değerlendirilmektedir. Buna göre, vergi inceleme ve denetim sürecinin aksaklıklarının, hak ihlallerinin, şikâyetlerin veya karşılaşılan sorunların, iyice araştırılması ve daha sonra bağlayıcı bir şekilde düzenlemeler yaparak mükellef haklarının tek bir yönetmelik ile idari işlemlerde dikkate alınmasını sağlayacak bir hak hüviyetine kavuşturulması, gerekmektedir.

Açıklamasıİndir
Makale
VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

*Hasan Hüseyin BAYRAKLI- **Taner SARISOY *Prof. Dr., Afyon Kocatepe Üni.,Hukuk -** Vergi Müfettişi,Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Bu çalışmada, nitel araştırma tekniklerinden birisi olan “Durum Çalışması” yapılmıştır. Buna göre, genel olarak uygulamada “dinlenme talep etme hakkı” kullanımı ile ilgili olarak tutulan tutanaklarda; talebin kabul edilip edilmediği, dinlenme talebinin ne şekilde yerine getirildiği ve talebin sonucunda ne olduğu sorularına cevap aranmış ve dinlenme talep etme hakkının gerekli olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca, mevcut düzenlemelerin mükellef hakkı olarak değil, idarenin mükelleflere bir taahhüdü olarak dile getirilmiş olması hususunun eleştirisi yapılmıştır. Bazı ülkelerin dinlenme talebine benzer düzenlemelerine yer verilmiş ve bizdeki uygulamalardan farkı ortaya konulmuştur. Bu noktada diğer ülkelerde hakların bir gereksinim sonucu ve bir süreçten geçtikten sonra olgunlaşarak meydana çıktığı ancak bizdeki uygulamanın ise daha bu gereksinim tam olarak ortaya konulmadan, bildirge şeklinde düzenlendiği görülmüştür. Bunda diğer ülkelerde de mükellef haklarının bildirge olarak yayınlanmasının etkisi olduğu değerlendirilmektedir. Buna göre, vergi inceleme ve denetim sürecinin aksaklıklarının, hak ihlallerinin, şikâyetlerin veya karşılaşılan sorunların, iyice araştırılması ve daha sonra bağlayıcı bir şekilde düzenlemeler yaparak mükellef haklarının tek bir yönetmelik ile idari işlemlerde dikkate alınmasını sağlayacak bir hak hüviyetine kavuşturulması, gerekmektedir.

  • Hiç yorum bulunmuyor..