GİRİŞ
Günümüz ekonomik sisteminde, küreselleşme ile birlikte, erişilmesi güç olan pazarlara girmek daha kolay bir hal almıştır. Üretilen ürünler kilometrelerce uzaklıktaki ülkelere ihraç edilip, ithal edilebilmektedir. İşletmelerin ithalat ve ihracat işlemleri sayesinde uluslararası pazarlarda çeşitlilik ve rekabet de artmaktadır. Ülkeler ürettikleri malların kalitesi ile dünyanın farklı ülkelerinde kendilerine pazar yaratabilmektedir. Yurt dışına gönderilen söz konusu ürünler sayesinde ülkeye döviz girişi sağlanmakta ve cari açık sürdürülebilir konuma gelmektedir. Bundan ötürü, ihracatçı firmaların desteklenmesi ülkelerin ekonomisi açısından son derece önemlidir. Bu destekler kimi zaman devlet tarafından verilen teşviklerle, kimi zaman da yapılan geri ödemelerle sağlanmaktadır. Böylece ihracatçı firmalar uluslararası pazarlarda rekabetçi konuma gelebilmektedir.
Ülkeler, dış ticaret işlemlerini kendi gümrük kanunlarını uygulayarak veya aralarında yapmış oldukları anlaşmalar ve gümrük birliği ile yasal yöntemleri belirlemektedirler. Böylece dış ticaret işlemleri kolaylaştırabilmektedir. Bu sistemlerin işleyebilmesi ise belli başlı bazı gümrük rejimlerinin mevcudiyetine bağlıdır. Söz konusu rejimlerden olan dâhilde işleme rejimi, ekonomik etkili ve ihracatçıya destek amaçlı uygulanan bir yapıya sahip olup, ülkemizde de çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır.
Dâhilde işleme rejiminin iki farklı görünümü vardır: Birincisi ve en yaygını şartlı muafiyet sistemidir. İkincisi ise geri ödeme sistemidir. Şartlı muafiyet sistemine göre dâhilde işleme rejimi kapsamında yurda girişi yapılacak ürünlerin vergileri teminata bağlanmıştır. İşlem gören ürünler yeniden ihraç edildikten sonra başvuru yapılmakta ve ihracatçı firmaya teminat tutarı geri ödenmektedir. Böylece ihracatçı firma finansal olarak güçlü kalmaktadır. Sistemli bir şekilde kullanıldığında söz konusu rejimi sürekli olarak kullanan firmalar yatırılan teminatı iade alıp başka bir ürün ithalatı için yeniden kullanabilir. Böylece para sürekli döndürülür fakat bununla birlikte nakit ihtiyacı olunan durumlarda teminat iadeleri sayesinde bu ihtiyaç da giderilmektedir.
İhracatçıya yapılan geri ödemelerden bir diğeri KDV iadeleridir. Firmalar yurt dışındaki firmalara yapmış oldukları satışlardaki girdi tutarlarını fatura edememektedir. Bu yüzden devlet ihracatçıya destek olabilmek adına ihraç ürünlerinin üretiminde kullanılan ham madde, yarı mamul gibi tamamlayıcı malların alımından doğan KDV tutarını ihracatçıya geri ödemektedir. Bu geri ödemenin gerçekleşebilmesi için ihracat faturaları, ihracat beyannameleri, yüklenilen KDV, indirilecek KDV gibi kanıtlayıcı belgelerin sunulması gerekmektedir.
KDV iadeleri nakit olarak ya da mahsuben alınabilmektedir. İhracatçı firmalar genellikle mahsuben iadeyi tercih etmektedirler. Mahsuben iade sayesinde çalışanların sigorta primleri, gelir vergisi gibi ödemeleri yapılabilmektedir. Böylece işletmenin kasasından nakit çıkışı olmadan vergisel bazı yükümlülükler yerine getirilmiş olacaktır.
Dâhilde işleme rejiminden doğan teminat iadeleri ve ihracat sonrası yapılan KDV iadeleri ihracatçı firmaları uluslararası alanda finansal olarak güçlü tutmakta ve rekabet edebilir konuma getirmektedir.
Dâhilde işleme uygulamasına, ülkemizde Ticaret Bakanlığı İhracat Genel Müdürlüğü yön vermektedir. Dâhilde işleme rejiminin uygulanması çok ciddi şartlara bağlanmıştır. Dâhilde işleme izin belgesi kapsamında işlem yapacak firmalar öngördükleri ihracat ve ithalata ilişkin verileri, söz konusu kamu kurumuna bildirmekte ve sonrasında gümrük işlemleri de sıkı takip altında yapılmaktadır. Dâhilde işleme izin belgesi kapsamında işletmelere sağlanan en önemli vergi teşviki ise katma değer vergisi (KDV) tecil-terkin uygulamasıdır. Bu kapsamda işletmelerin ihraç edeceği mal nedeniyle yüklendiği KDV öncelikle tecil edilmekte ve ihracatın belirlenen şartlar içeresinde yerine getirilmesiyle tecil edilen KDV terkin edilmektedir. Bununla birlikte işletmenin devreden KDV var ise; tecil edilecek KDV ortaya çıkmayacağı için ortaya iade edilecek KDV çıkacaktır.
Üç bölümden oluşan çalışmamızda öncelikle dâhilde işleme rejimi ana hatlarıyla incelenecektir. Sonrasında dâhilde işleme rejimi işlemleri, KDV Kanunu bağlamında analiz edilecek ve son olarak dâhilde işleme rejimi uygulamalarının KDV uygulamasındaki özellikli konularına yer verilecektir.
1- DÂHİLDE İŞLEME REJİMİ
Dâhilde işleme rejimi, serbest dolaşımda olmayan eşyanın, Türkiye Gümrük Bölgesi içerisinde işleme faaliyetine tabi tutulmak üzere geçici ithal edilmesi ve işleme faaliyeti sonrasında elde edilen işlem görmüş ürünün yeniden ihraç edilmesi esasına dayanan ekonomik etkili bir gümrük rejimidir. Bu rejim amacı, dünya piyasa fiyatlarında hammadde temin etmek suretiyle ihracatı artırmak, ihraç ürünlerine uluslararası piyasalarda rekabet gücü kazandırmak, ihraç pazarlarını geliştirmek ve ihraç ürünlerini çeşitlendirmek olarak ifade edilebilir.[1]
23866 sayı ve 04.11.1999 Tarihli Resmi Gazetede yayınlanan, 4458 sayılı Gümrük Kanunu mucibince dâhilde işleme rejimi, şartlı muafiyet ve geri ödeme sistemi çerçevesinde işlemektedir.
Serbest dolaşımda olmayan eşya, işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden yeniden ihraç edilmesi amacıyla, gümrük vergileri ve ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın ve vergileri teminata bağlanmak suretiyle, dâhilde işleme rejimi kapsamında geçici olarak ithal edilebilir. Eşyanın işlem görmüş ürünler şeklinde ihracı halinde, teminat iade olunur. Eşyanın bu şekilde dâhilde işleme rejiminden yararlanmasına şartlı muafiyet sistemi denir.[2] Şartlı muafiyet çerçevesinde, serbest dolaşımda bulunmayan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, değişmemiş eşya, ambalaj ve işletme malzemesi, Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik firmalarca, ticaret politikası önlemlerine tabi tutulmaksızın, vergileri teminata bağlanmak suretiyle bedelli ve/veya bedelsiz olarak ithal edilmekte ve ihracat taahhüdünün gerçekleşmesini müteakip alınan teminatlar firmaya iade edilmektedir.[3] Şartlı muafiyet sistemi çerçevesinde eşdeğer eşya, işlem görmüş ürünlerin imali için ithal eşyasının yerine kullanılan serbest dolaşımda bulunan eşyadır. Eşdeğer eşyanın, ithal eşyası ile asgari 8 (sekiz)'li bazda GTİP, ticari kalite ve teknik özellikleri itibarıyla aynı kalite ve nitelikleri taşıması gerekmektedir.[4] İthal eşyasının şartlı muafiyet sisteminde ithal edilmesinden önce, eşdeğer eşyadan elde edilmiş işlem görmüş ürünün ihraç edilmesine önceden ihracat denir. Önceden ihracatın gerçekleşmesiyle buna tekabül eden ithalat dahilde işleme izin belgesi süresi sonuna vergisiz olarak yapılabileceği gibi buna tekabül eden eşya yurtiçinden KDV'de tecil-terkin uygulanarak temin edilebilir.[5]
Serbest dolaşımda bulunan eşyanın işlem görmüş ürünlerin üretiminde kullanılmasından sonra Türkiye Gümrük Bölgesinden ihraç edilmesi halinde, bu eşyanın serbest dolaşıma girişi esnasında tahsil edilmiş olan ithalat vergileri, dâhilde işleme rejimi kapsamında geri verilir. Eşyanın bu şekilde dâhilde işleme rejiminden yararlanmasına geri ödeme sistemi denir.[6] Geri ödeme sistemi kapsamında ise, serbest dolaşımda olmayan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, değişmemiş eşya, ambalaj ve işletme malzemesinin vergileri ithal aşmasında tahsil edilmekte, ticaret politikası önlemleri uygulanmakta olup, söz konusu ithal eşyasından elde edilen işlem görmüş ürünün ihracı halinde, ithalat esnasında alınmış olan vergiler iade edilmektedir.[7]
Dâhilde işleme izin belgesi kapsamında ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün elde edilmesinde kullanılan hammadde, yardımcı madde, yarı mamul, mamul, değişmemiş eşya ve ambalaj malzemeleri, ithal edilebileceği gibi, yurt içinden de temin edilebilir. Bu uygulamada, yurt içinden eşya alımı KDV tecil-terkin kapsamında ya da kamu kurum/kuruluşlarında alım yapılabilir. Dâhilde işleme izin belgesi kapsamındaki yurt içi alımın, belge süresi içerisinde gerçekleştirilmesi gerekir. Bu şeklide yurtiçinden temin edilen eşyalar ithal eşya gibi değerlendirilecektir.[8]
Türkiye Gümrük Bölgesinde (serbest bölgeler hariç) yerleşik firmaların; dâhilde işleme izin belgesi almak için elektronik ortamda İhracat Genel Müdürlüğüne ve dâhilde işleme izni almak için gerekli bilgi ve belgelerle gümrük idaresine müracaat etmeleri gerekir. Düzenlenen dâhilde işleme izin belgeleri aylık listeler halinde Resmi Gazetede yayımlanacaktır. Ayrıca her türlü mal dâhilde işleme rejimi kapsamında kabul edilmemekte olup 2006/12 sayılı DİR Genel Tebliğinin 7 No.lu ekindeki eşyalar dâhilde işleme rejimi kapsamında değerlendirilmeyecektir. Süs hayvanları, canlı balık (orkinos balığı ve larva hariç), küçük ve büyükbaş hayvanlar ile çevre kirliliğine neden olan eşyalar dâhilde işleme rejimi kapsamında değerlendirilmeyecektir.
Dâhilde işleme izin belgesinin/dâhilde işleme izninin süresi sektörüne göre azami 12 aya kadar tespit edilebilecektir. Ancak, gemi inşa, komple tesis vb. ile üretim süreci 12 ayı aşan ürünler ve savunma sanayi alanına giren ürünlerin ihracına ilişkin düzenlenen belgenin/iznin süresi, proje süresi kadar tespit edilebilecektir. Sürenin başlangıcı, dâhilde işleme izin belgesinin/dâhilde işleme izninin tarihidir. Bununla birlikte bu süreler İhracat Genel Müdürlüğü tarafından gerekli başvurunun yapılması uzatılabilmektedir.
Üzerinde durulması gereken önemli bir nokta ise dâhilde işleme izni ile dâhilde işleme izin belgesinin birbirinden ayrılmasıdır. Şöyle ki; dâhilde işleme izni kısıtlı sayıda ürün ve kısıtlı sayıda işlemler için alınmaktadır. Yurt dışından gelen ürün için gümrük işlemleri yapılırken dâhilde işleme izni alınması, yurda geçici giriş yapan ürün üzerinde işlem yapılmasını ve sonrasında geri ihraç edilmesini taahhüt etmektedir. Bu işlemler için yurt içi alım olanağı yoktur. Ancak dâhilde işleme izin belgesi ise yurt içi alımlara izin vermektedir.
Dâhilde işleme rejimi kapsamında ihracatın gerçekleştirilmesi, ihracı taahhüt edilen işlem görmüş ürünün, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde gümrük bölgesi dışına veya serbest bölgelere ihraç edilmesidir.[9] Dâhilde işleme izin belgesi ihracat taahhüdünü kapatmak için en geç belge süresi sonundan itibaren üç ay içerisinde İhracat Genel Müdürlüğüne ve dâhilde işleme izni ihracat taahhüdünü kapatmak için en geç izin süresi sonundan itibaren 1 ay içerisinde ilgili gümrük idaresine sunmaları zorunludur.[10]
Şartlı muafiyet sistemi çerçevesinde işlem görmüş ürünün belge/izin şartlarına uygun şekilde Türkiye Gümrük Bölgesi dışına ihracatı gerçekleştirilemeyen veya serbest bölgelere ihraç edildiği halde en geç belge/izin süresi bitiminden itibaren 3 (üç) ay içerisinde serbest bölgelerden başka bir ülkeye satışı yapılmayan ithal eşyasına ilişkin alınmayan vergi, tahsil edilir.[11] Geri ödeme sistemi kapsamında ithal edilen ancak belge/izin süresi içerisinde işlem görmüş ürün olarak belge şartlarına uygun şekilde Türkiye Gümrük Bölgesi dışına veya serbest bölgelere ihracatı gerçekleştirilemeyen ithal eşyasına ilişkin alınan vergi iade edilmez.[12]
İhracatın artırılması amacıyla kullanılan dâhilde işleme rejimi haksız kazanç sağlamak amacıyla da kullanılabilmektedir. Bu bağlamda 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu uyarınca; işlenmek üzere ülkeye dâhilde işleme rejimi çerçevesinde getirilen eşyayı, hile ile yurt dışına çıkarmış gibi işlem yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
1.1- Dâhilde İşleme Rejiminin Uygulanmasında Sistemler
Dâhilde işleme rejiminden faydalanmak isteyen ihracatçı firmalar iki şekilde rejimden faydalanabilmededir. Şartlı muafiyet sistemi ve geri ödeme sistemi. Dâhilde işleme izni kapsamında en yaygın biçimde kullanılan sistem şartlı muafiyet sistemidir.
1.1.1- Şartlı Muafiyet Sistemi
Şartlı Muafiyet sistemi geri ödeme sistemine göre rejim kapsamında kullanılan en yaygın sistemdir. Sistem sayesinde yurt dışından getirilen ürünler veya makineler teminata bağlanarak geçici ithal edilmektedir. İşlemler tamamlandıktan sonra yeniden ihraç edilen ürünlerin faturaları ve beyannameleri ile teminat iade başvuruş yapılmaktadır. Burada önemli olan konu yurda girişi yapılan ürünün nihai ürün yapımında kullanılması ya da ürün nihai ise işlem görerek yeniden ihraç edilmesidir. İhraç edilmesinden doğan zorunluluk şartlı muafiyet sisteminin temelini oluşturmaktadır. Bu şekilde vergiler teminata bağlanmaktadır.
Sistem sayesinde ithal edilen ham madde, yarı mamul ve nihai ürün yapımında kullanılacak olan yardımcı tüm maddeler ticaret politikası önlemlerine maruz kalmadan diğer gümrük vergilerinin ve mali yükümlülüklerin teminata bağlanarak gümrük gözetiminde işletilmektedir. İhracat şartı yerine getirildiği takdirde ithalatın getirmiş olduğu gümrük yükümlülüğünden muaf olunmaktadır. Sistem dahilde işleme izni kapsamında uygulanmaktadır. Aynı zamanda ekonomi bakanlığından alınacak olan dahilde işleme izin belgesi ile birlikte ihraç amacı ile yurt içinden temin edilen eş değer eşya, ticari kalite ve teknik özellik bakımından aynı ise rejimden faydalanılabilir.[13]
1.1.2- Geri Ödeme Sistemi
Geri ödeme sistemi sayesinde şartlı muafiyet sisteminden farklı olarak, ithalat esnasında ödenen vergiler, ihracat gerçekleştikten sonra geri alınmaktadır. İhraç edilecek ürün bünyesinde kullanılan tüm malzemeler ithal edildikten serbest dolaşıma girmektedir. Sonrasında nihai ürün haline gelip ürün ihraç edildikten sonra ithalat esnasında ödenen vergiler ihracatçı firmaya geri ödenmektedir.
Geri ödeme sistemi ve şartlı muafiyet sistemi arasındaki fark; geri ödeme sisteminde ithal edilen eşya serbest dolaşım rejimi ile ülkeye girmektedir. Şartlı muafiyet sisteminde ise eşya dâhilde işleme rejimi kapsamında ülkeye girmektedir. Bu nedenle Geri ödeme sisteminde vergi ödenirken, şartlı muafiyet sisteminde vergiler teminata bağlanmaktadır. Böylece yeniden ihracat söz konusu olduğunda geri ödeme sisteminde ödenen vergiler geri alınırken, şartlı muafiyet sisteminde teminata bağlanan vergiler çözülür.[14]
1.1.3- Eşdeğer Eşya Kullanımı Sistemi
Gümrük Kanunu 108. madde hükmünde Eşdeğer Eşya, “işlem görmüş ürünlerin imali için ithal eşyasının yerine kullanılan serbest dolaşımda bulunan eşya” biçiminde ifade edilmektedir. Dâhilde işleme rejiminde ithal eşya yerine serbest dolaşımda bulunan eşyanın da kullanılmasına izin verilebilir. Bu durumda gerekli şartları taşıyan eşdeğer eşya ithal eşya ile aynı vergisel avantajlara sahip olacaktır.[15] Eşdeğer eşya kullanılmasına ilişkin esaslar Dâhilde İşleme Rejimi 2006/12 sayılı Tebliğde düzenlenmiştir. İlgili tebliğe göre; şartlı muafiyet sistemi çerçevesinde dâhilde işleme izin belgesi kapsamında işlem görmüş ürünün elde edilmesi için ithal eşyasının yerine eşdeğer eşya olarak, ticari kalite ve teknik özellikleri itibarıyla aynı kalite ve nitelikleri taşıyan serbest dolaşımdaki eşya kullanılabilir. İşlem görmüş ürünlerin eşdeğer eşyadan elde edilmesi halinde gümrük işlemlerinde eşdeğer eşya ithal eşya olarak değerlendirilecektir[16].
Eşdeğer eşya kullanımı çerçevesinde, belge kapsamında önceden ihracat işleminden sonra ithalat yapılabileceği gibi, ithal eşyası ile serbest dolaşımdaki eşya birlikte de kullanılabilir. İhracat Genel Müdürlüğü, eşdeğer eşyanın kullanımına süresiz veya dönemsel olarak yasaklama veya kısıtlama getirilebilir.
İthal eşyasının ithalinden önce eşdeğer eşyadan elde edilen işlem görmüş ürünün ihracı halinde, buna tekabül eden ithalat belge süresi sonuna kadar yapılabilir. Bu kapsamda yapılacak ithalat esnasında Özel Tüketim Vergisi Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla Katma Değer Vergisi dâhil tüm vergiler teminata bağlanır ve ticaret politikası önlemleri uygulanmaz.
Önceden ihracat işleminden sonra buna tekabül eden oranda ithal edilen eşya, belge sahibi firma tarafından serbestçe kullanılabilir. Ancak, ihracatı gerçekleştirilmeyen ithal eşyasının, işlem görmüş ürün veya ithal edildiği şekliyle belge sahibi firma ve/veya yan sanayici firmanın stoklarında bulundurulması zorunludur.
İşlem görmüş ürünün eşdeğer eşyadan elde edildiği durumlarda, gümrük işlemlerinde ithal eşyası eşdeğer eşya, eşdeğer eşya ise ithal eşyası olarak değerlendirilir. Önceden ihracat konusu işlem görmüş ürünün ihracat vergisine tabi eşdeğer eşyadan elde edilmesi halinde, bu eşyaya tekabül eden ithalatın yapılmasından sonra iade edilmek üzere ihracat vergisi kadar teminat alınır.
1.2- Dâhilde İşleme İzin Belgesinin Kapatılması
2005/8391 sayılı Dâhilde İşleme Rejimi Kararı Madde 19 çerçevesinde dâhilde işleme izin belgesi/dâhilde işleme izni ihracat taahhüdü, belgede/izinde belirtilen şartlar da dikkate alınmak suretiyle, dâhilde işleme rejimi hükümleri çerçevesinde eşdeğer eşya ve/veya ithal eşyasından elde edilen işlem görmüş ürün ile değişmemiş eşyanın başlamış işlemler dâhil olmak üzere ihraç edildiğinin tespiti kaydıyla kapatılır.
Şartlı muafiyet sistemi çerçevesinde belge/izin süresi içerisinde serbest bölgelere gerçekleştirilen ihracata konu eşyanın en geç belge/izin süresi bitiminden itibaren 3 (üç) ay içerisinde; serbest bölgelerden başka bir ülkeye satışının yapıldığının, Yatırım Teşvik Belgesi veya bir başka belge/izin kapsamında Türkiye Gümrük Bölgesine ithalatının yapıldığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerin yapımında kullanıldığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerde makine-teçhizat, demirbaşa kayıtlı eşya veya bunların parçası olarak kullanıldığının, serbest bölgelerde yerleşik gemi inşa faaliyetinde bulunan firmalara gemi inşasında kullanılmak üzere tesliminin yapıldığının, serbest bölgelerden gümrüksüz satış mağazalarına satışının yapıldığının veya serbest bölgelerden kara, deniz ve hava taşıtlarına kumanya olarak tesliminin yapıldığının tevsiki kaydıyla, belge/izin ihracat taahhüdü kapatılır.[17]
Geri ödeme sistemi çerçevesinde belge/izin süresi içerisinde serbest bölgelere gerçekleştirilen ihracata konu eşyanın en geç belge/izin süresi bitiminden itibaren 3 (üç) ay içerisinde; serbest bölgelerden başka bir ülkeye satışının yapıldığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerin yapımında kullanıldığının, serbest bölgelerde bulunan tesislerde makine-teçhizat, demirbaşa kayıtlı eşya veya bunların parçası olarak kullanıldığının, serbest bölgelerde yerleşik gemi inşa faaliyetinde bulunan firmalara gemi inşasında kullanılmak üzere tesliminin yapıldığının, serbest bölgelerden gümrüksüz satış mağazalarına satışının yapıldığının veya serbest bölgelerden kara, deniz ve hava taşıtlarına kumanya olarak tesliminin yapıldığının tevsiki kaydıyla, belge/izin ihracat taahhüdü kapatılır.[18]
2- DÂHİLDE İŞLEME REJİMİ ve KDV İŞLEYİŞİ
Çalışmamızın bu bölümünde yer verdiğimiz açıklamalar, 28983 sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren KDV Genel Uygulama Tebliği ve 3065 sayılı KDV Kanunu hükümleri doğrultusunda ortaya konmuştur.
3065 sayılı Katma değer Vergisi Kanununun geçici 17. maddesi ile dâhilde işleme rejimi kapsamında ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak maddelerin 31.12.2020 tarihine kadar tesliminde bölgeler, sektörler veya mal grupları itibariyle 3065 sayılı Kanunun 11/1-c maddesi hükmüne göre işlem yaptırma konusunda Bakanlar Kurulu’na yetki verilmişken, 09/07/2018 yürürlük tarihli 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 90. maddesi ile "Bakanlar Kurulu" ibaresi "Cumhurbaşkanı" şeklinde değiştirilmiştir.
Söz konusu yetkiye dayanılarak yayımlanan 16.04.2001 tarih ve 2001/2325 sayılı BKK ile dâhilde işleme izin belgesi kapsamında ihraç edilecek ürünlerin imalinde kullanılacak maddelerin dâhilde işleme izin belgesine sahip mükelleflere tesliminde sektör ayrımı yapılmaksızın 3065 sayılı Kanunun 11/1-c maddesinde düzenlenen tecil-terkin kapsamında işlem yapılabileceği ifade edilmektedir.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesinin uygulanmasında ihracat süresi olarak 3065 sayılı Kanunun 11/1-c maddesindeki üç aylık süre yerine dâhilde işleme izin belgesinde öngörülen süreler esas alınır.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. Madde hükmüne göre; dâhilde işleme rejimi kapsamında ihracatın şartlara uygun olarak gerçekleştirilmemesi halinde zamanında alınmayan vergi, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamındaki teslimlerde, tecil-terkin kapsamında
işlem yapılabilmesi için alıcıların;
- KDV mükellefi olmaları (yalnızca sorumlu sıfatıyla KDV mükellefiyeti bulunanlar hariç),
- 17/1/2005 tarihli ve 2005/8391 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Dâhilde İşleme Rejimi Kararı ile bu karara ilişkin tebliğlere uygun "Dâhilde İşleme İzin Belgesi" ne sahip bulunmaları gerekmektedir.
Dâhilde işleme izin belgesine sahip mükellefler, bu belgede yer alan maddeleri, 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesinde hükme bağlanan tecil-terkin sisteminden yararlanarak teslim alabilirler.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamındaki teslimler nedeniyle düzenlenecek faturalarda, her bir mal türüne ilişkin KDV hariç bedelin 2.500 TL'yi (tekstil-konfeksiyon sektöründe pamuk, yün, iplik ve kumaş dışındaki mallarda 500 TL) aşması zorunludur. Belge kapsamında teslim edilen birden fazla mal türünün aynı faturada gösterilmesi durumunda bu sınırlar her bir mal türü için ayrı ayrı aranır.
İşlevsel olarak ve ticari bakımdan bütünlük oluşturan malların faturada ayrı ayrı gösterilmesi halinde yukarıda belirtilen rakamsal tutarların hesaplanmasında bütünlük arz eden söz konusu mallara ait toplam tutar dikkate alınır.
Örneğin; şişe bedeli ile kapak bedelinin aynı faturada ayrı ayrı gösterilmesi durumunda şişe ve kapak bedelinin KDV hariç toplam tutarı 2.500 TL'yi aşıyorsa tecil-terkin uygulaması kapsamında işlem yapılır.
Aynı malın tekstil-konfeksiyon sektörü ile birlikte diğer sektörlerde de kullanılıyor olması halinde, söz konusu tutarlar ayrı ayrı dikkate alınır. Söz gelimi; hem sağlık sektöründe hem de tekstil-konfeksiyon sektöründe girdi olarak kullanılan poliol ve izosiyanat gibi poliüretan türevlerinin, sağlık sektöründe faaliyet gösteren DİİB sahibi firmalara tesliminde 2.500 TL, tekstil-konfeksiyon sektöründe faaliyet gösteren DİİB sahibi firmalara tesliminde 500 TL alt limit geçerlidir.
Satın alınan malların bozukluk, istenilen nitelikte olmama ve diğer nedenlerle satıcıya iade edilmesi sonucu teslim bedelinin yukarıda belirtilen sınırların altına inmesi durumunda; söz konusu satış işlemine ilişkin olarak düzenlenen ilk faturanın yukarıda belirtilen sınırları aşması kaydıyla, belge sahiplerine ihraç kaydıyla teslimlerle ilgili olarak tecil-terkin sistemi kapsamında işlem yapılmaya devam edilir.
Dâhilde işleme rejimi kapsamında alınan maddelerin, işlendikten sonra elde edilen mamul malın ihraç edilmesi esastır. Önceden satın alınan maddeler kullanılmak suretiyle vücuda getirilen ve söz konusu rejim kapsamında ihraç edilen malların bünyesine giren maddelerin (eş değer eşya) belge kapsamında olsa dahi sonradan belge sahiplerine tesliminde veya ithalinde KDV tahsil edilmeksizin işlem yapılması mümkündür. Ancak bu uygulama kapsamında DİİB sahibi mükellefin veya ihracatçının iade talebi DİİB kapatılmadan yerine getirilmez.
DİİB'de belirtilen miktardan fazla maddenin tecil-terkin uygulaması kapsamında satın alınması ise mümkün değildir.[19] Dolayısıyla bu kapsamda mal teslim edecek olan mükelleflerin alıcılara yapacakları teslimlerde belge kontrolü yapmaları gerekmektedir. Belgede belirtilen miktardan daha fazla bir teslim söz konusu olması halinde uygulamadan faydalanılması mümkün olmayıp, normal koşullarda yapılacak teslimlerde KDV'nin beyan edilmesi gerekmektedir.[20]
2.1- Dâhilde İşleme Rejimi Kapsamında İhraç Edilecek Malların Üretiminde Kullanılan Girdilerin Temininde Tecil-Terkin Uygulaması
DİİB'de yer alan malların alımlarında tecil-terkin sistemi kapsamında işlem yapılmasını isteyen mükellefler, DİİB'i satıcılara ibraz ederek, hesaplanan KDV'nin kendilerinden tahsil edilmemesini talep ederler. 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında işlem yapan satıcılar, öncelikle talep edilen malın, belgedeki cins ve miktara uygun olup olmadığını, daha önce ithal edilen ve/ veya satın alınan miktarları da göz önüne alarak belirler ve düzenleyeceği faturada toplam bedel üzerinden KDV hesaplar, ancak alıcıdan tahsil etmez. Satıcılar, DİİB'e istinaden yaptıkları teslimlerde, söz konusu belgenin "İthal Edilen Maddelerle ilgili Bilgiler" bölümünü bu kapsamdaki teslimlerine uygun şekilde doldurarak imzalar ve kaşelerler. Bu şekilde şerh düşülen belgelerin bir fotokopisi, belge sahibi tarafından imza ve kaşe tatbik edilmek suretiyle onaylanır ve satıcıya verilir. Tecil-terkin uygulaması kapsamında teslim edilen mallar için düzenlenen faturaya; "3065 sayılı KDV Kanununun Geçici 17. maddesi hükmü gereğince KDV tahsil edilmemiştir." ibaresi yazılır.
Kapsama giren ve girmeyen teslimlerin birlikte yapılması halinde, tecil-terkin uygulanabilecek ve uygulanamayacak olan mallar için ayrı ayrı fatura düzenlenir.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında tecil edilen KDV, dahilde işleme rejiminde öngörülen süreler içinde ihraç edildiğinin tevsik edilmesi kaydıyla terkin edilir. Terkin işleminin yapılabilmesi için öncelikle dâhilde işleme rejimi kapsamında teslimin yapıldığı döneme ait beyannamenin verilme süresi içinde, alıcılar tarafından onaylanarak verilen DİİB'in örneği veya bu belgenin tarih ve sayısı ile satılan malın cins, miktar ve tutarına ilişkin bilgilerle satıcı tarafından onaylanan bilgileri ihtiva eden liste bağlı olunan vergi dairesine bir dilekçe ekinde verilir. Bu belgelerle birlikte satış faturalarının fotokopisi veya fatura bilgilerini içeren firma yetkililerince kaşeli ve imzalı bir liste de dilekçelere eklenir.
3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında satın alınan maddelerle imal edilen malların süresi içinde ihraç edildiği yukarıda sayılan belgelere ek olarak yeminli mali müşavir (YMM) tarafından düzenlenecek bir raporla tespit edilir.
Bu rapor alıcı tarafından, tecil-terkin kapsamındaki alışlarına ilişkin olarak düzenlenebileceği gibi, satıcı tarafından bu kapsamdaki satışlarına ilişkin olarak da düzenlenebilir.
Söz konusu raporlarda, imalat kayıtlarındaki bilgiler esas alınarak üretim analizi ve randıman hesapları yapılır. Satıcı nezdinde düzenlenecek raporlarda, alıcılardan alınan bilgilere dayanılarak işlem yapılabilir.
Düzenlenecek raporlarda;
- DİİB'in tarih ve sayısı,
- Belgenin geçerlik süresi,
- ihracata ilişkin gümrük beyannamelerinin tarih ve sayısı,
- Fiili ihracat tarihleri,
- ihraç edilen malların cinsi, miktarı ve tutarı,
- ihracatın süresi içinde yapılıp yapılmadığı,
hususlarına ilişkin bilgilere yer verilir ve rapora ilgili mevzuat uyarınca gümrük beyannamesinin veya beyannamelerdeki bilgileri içeren liste ya da gümrük beyannamesi yerine geçen belgenin örneği eklenir.
Alıcı nezdinde düzenlenen raporda, ihraç edilen malların üretiminde kullanılan maddelerin satıcılar itibarıyla ayrı ayrı olmak üzere cins, miktar ve tutarı da yer almalıdır. Satıcı nezdinde düzenlenen rapor ise DİİB kapsamındaki tüm satışları kapsayabileceği gibi sadece belirli alıcılara yapılan satışlara ilişkin de düzenlenebilir. Bu durumda satıcı nezdinde DİİB kapsamındaki alışlarına yönelik rapor düzenlenmeyen alıcılar nezdinde düzenlenen raporlar dikkate alınır.
Bu raporların ihracatın yapıldığı her dönem için ayrı ayrı düzenlenmesine gerek yoktur. Her bir belge bazında tecil-terkin uygulaması kapsamında yapılan tüm alışları kapsayacak şekilde tek bir rapor da düzenlenebilir.
Satıcı veya alıcılar nezdinde düzenlenmiş olan söz konusu raporun satıcı tarafından bağlı olduğu vergi dairesine ibrazı suretiyle tecil edilen verginin terkini sağlanır.
Tecil-terkin kapsamındaki teslimler nedeniyle düzenlenecek bu raporların, İhracatın yapıldığı her dönem için ayrı ayrı düzenlenmesine gerek bulunmamakta olup her bir belge bazında tecil-terkin uygulaması kapsamında yapılan tüm alışları kapsayacak şekilde tek bir rapor düzenlenmesi mümkün bulunmaktadır.[21]
2.2- İhracatın DİİB’de Öngörülen Süre ve Şartlara Uygun Olarak Yapılmaması
DİİB sahibi mükelleflere yapılan teslimlere ilişkin tecil edilen KDV'nin terkini için belge sahibi tarafından üretilen malın ihracatçı tarafından belge süresi (uzatılan süreler dahil) içinde ihracatı gerçekleştirilmiş olmalıdır.
Tecil-terkin uygulaması kapsamında satın alınan maddelerden üretilen malların izin belgesinde öngörülen süre ve şartlara uygun olarak ihraç edilememesi halinde, zamanında alınmayan vergi, tecil tarihinden itibaren vergi ziyaı cezası da uygulanmak suretiyle gecikme faizi ile birlikte alıcıdan tahsil edilir. Bu çerçevede; belge sahibi alıcının tecil-terkin sistemine göre KDV ödemeden temin ettiği malları kanuni süresinde ihraç edemeyeceğini belirterek bağlı olduğu vergi dairesine başvurması halinde, tahsil edilmeyen KDV tutarı dikkate alınmak suretiyle bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından alıcı adına gerekli tarhiyat yapılır.
Bu durumun satıcı tarafından öğrenilmesi halinde ise satıcının yaptığı teslime ve belge sahibi alıcıya ait bilgileri kendi vergi dairesine vermesi, vergi dairesinin de daha önce tahsil edilmemiş KDV'nin 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesine göre tahsil edilmesini teminen belge sahibi alıcının vergi dairesine bildirmesi üzerine alıcının bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından alıcı adına gerekli tarhiyat yapılır. Belge sahibine tecil-terkin uygulaması kapsamında teslimi yapan satıcının, bu teslimlerine ilişkin terkin ve iade işlemleri genel hükümler çerçevesinde yerine getirilir.
DİİB sahibi mükelleflerin ihraç kaydıyla aldıkları malları ihraç edememeleri ya da süresinden sonra ihraç etmeleri durumunda, belge kapsamında ihraç kaydıyla yapılan söz konusu teslim, ihraç kaydıyla teslim olmaktan çıkar ve mahiyet itibarıyla yurtiçi mal teslimine dönüşür. Bu durumda, daha önce DİİB sahibi mükellef tarafından indirim konusu yapılamayan KDV tutarı, ihraç kaydıyla teslim edilen malların ihracatı için öngörülen sürenin dolduğu tarihi izleyen günü içeren vergilendirme döneminde (ancak her hâlükârda bu vergilendirme dönemini içerisine alan takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak kaydıyla) indirim hesaplarına alınmak suretiyle indirim konusu yapılabilir. Malların ihraç edilmesi durumunda ise indirim hesaplarına alınan bu tutarlar ihracattan kaynaklanan KDV iade taleplerinde iade hesabına dâhil edilebilir.[22]
2.3- DİİB Sahibi Mükellefin İhraç Kaydıyla Tesliminde İade Edilecek KDV
DİİB kapsamında KDV ödemeksizin yurt içi ve/veya yurt dışından satın aldığı hammaddeleri kullanarak ürettiği malı 3065 sayılı Kanunun 11/1-c maddesi kapsamında ihraç kayıtlı olarak teslim eden bir mükellefin iade alacağı KDV tutarı, ihraç kayıtlı teslim bedeli ile DİİB kapsamında aldığı girdilerin bedeli (üretimi için yurtiçi ve yurtdışından KDV ödemeksizin temin ettiği malların bedel) arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı aşamaz. Dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketlerine yapılan ihraç kaydıyla teslimlerde ise bu sınır uygulanmaz.
Eşdeğer eşya uygulaması nedeniyle KDV ödeyerek satın aldığı girdileri kullanarak ürettiği ürünü ihraç eden ve bunun karşılığında da DİİB kapsamında KDV ödemeden söz konusu girdi veya eşdeğer eşyasını temin etme hakkı kazanan mükellefin KDV ödeyerek satın aldığı girdilere ilişkin KDV'yi, başlangıçta iade olarak talep etmesi mümkün değildir. İade edilecek KDV'nin hesabı, eşdeğer eşya uygulaması nedeniyle DİİB kapsamında KDV ödemeksizin girdi temininden sonra yapılır. Bu durumda iade edilecek KDV tutarı, ihracat bedeli ile DİİB kapsamında KDV ödemeksizin yurtiçi ve yurt dışından temin edilen girdilerin bedeli arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı aşamaz.
Örnek: Mükellef (B, 100.000 TL tutarındaki kumaşı DİİB kapsamında KDV ödemeksizin (A)'dan satın almış ve imal ettiği gömlekleri 200.000 TL'ye (C)'ye ihraç kayıtlı teslim etmiş, (C) de söz konusu gömlekleri süresi içinde 210.000 TL bedel mukabili ihraç etmiştir.
- Kumaş ve gömlek teslimleri (%8) oranında KDV'ye tabidir.
- Mükellef (A)'nın indirilecek KDV toplamı fazla olduğundan, 100.000 TL üzerinden hesapladığı 8.000 TL KDV'yi tecil edememiştir. Bu durumda Mükellef (A)'nın 3065 sayılı Kanunun (ıı/ı-c)ve geçici 17 maddeleri uyarınca iade alabileceği KDV tutarı 8.000 TL'dir. Mükellef (A)'nın söz konusu kumaşı üretmek için yüklendiği KDV'nin 12.000 TL olması durumunda, 8.000 TL'sini ihraç kayıtlı teslim nedeniyle, 4.000 TL'sini de indirimli orana tabi teslim nedeniyle, indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade usul ve esasları çerçevesinde talep etmesi gerekir.
- (B)'nin de DİİB kapsamında satın aldığı kumaşlardan ürettiği gömlekleri 200.000 TL bedelle ihraç kayıtlı tesliminde hesapladığı ancak tahsil etmediği 16.000 TL KDV'nin tamamının indirilecek KDV tutarının yüksek olması nedeniyle tecil edilemediğini varsayalım. Bu durumda (B)'nin 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi uyarınca iade alabileceği KDV tutarı (16.000 TL - 8.000 TL=) 8.000 TL olacaktır. (B)'nin de söz konusu gömlekleri üretmek için yüklendiği KDV tutarının 10.000 TL olduğunu varsayarsak, 8.000 TL KDV'yi ihraç kayıtlı teslim nedeniyle, 2.000 TL KDV'yi ise indirimli orana tabi teslim nedeniyle, indirimli orana tabi işlemlere ilişkin iade usul ve esasları çerçevesinde talep edebilecektir.
- (C) ise 210.000 TL ile 200.000 TL arasındaki fark olan 10.000 TL'nin (%18)'ini aşmamak üzere, söz konusu ihracat nedeniyle yüklendiği KDV'yi ise iade alabilecektir.
2.4- DİİB Kapsamındaki Tecil-Terkinden Kaynaklanan İade Nedeniyle Verilmesi Gereken Belgelerle Mahsuben ve Nakden İade
DİİB sahibi mükelleflere ihraç kaydıyla yapılan teslimlerden kaynaklanan iade taleplerinde aşağıdaki belgeler aranır:
- Standart iade talep dilekçesi,
- ihraç kaydıyla teslim faturaları veya listesi,
- Gümrük beyannamesi veya listesi ,
- DİİB onaylı örneği,
- 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi uygulamasında aranan, satıcı veya alıcılar nezdinde düzenlenmiş olan özel amaçlı YMM raporu,
- ihraç kaydıyla teslimin yapıldığı döneme ait indirilecek KDV listesi.
DİİB sahibi mükelleflere ihraç kaydıyla yapılan teslimlerden kaynaklanan mahsuben iade talepleri yukarıdaki belgelerin ibraz edilmiş olması halinde miktarına bakılmaksızın vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir.
DİİB sahibi mükelleflere ihraç kaydıyla yapılan teslimlerden kaynaklanan ve 5.000.-TL'yi aşmayan nakden iade talepleri vergi inceleme raporu, YMM raporu ve teminat aranmadan yerine getirilir. İade talebinin 5.000.-TL'yi aşması halinde aşan kısmın iadesi, vergi inceleme raporu veya YMM raporuna göre yerine getirilir. Teminat verilmesi halinde mükellefin iade talebi yerine getirilir ve teminat, vergi inceleme raporu veya YMM raporu sonucuna göre çözülür.[23]
3- DİİB KAPSAMINDAKİ KDV İŞLEMLERİNDE ÖZELLİKLİ HUSUSLAR
3.1- Alıcı ve Satıcının DİİB Sahibi Olması Halinde Tecil-Terkin ve KDV İadesi Nasıl Yapılır?
Dâhilde işleme izin belgesi (DİİB) sahibi mükelleflerin, 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında temin ettiği malları kullanarak ürettiği malların DİİB sahibi alıcılara 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında teslimi olanak dâhilindedir. Ancak, bu kapsamda teslim edilen malların farklı DİİB'in girdisi kapsamında olması ve her bir DİİB'in dâhilde işleme mevzuatına uygun olarak kapatılması gerekir.[24] Söz gelimi, MSTF mükellefi DİİB kapsamında hammaddesini temin ederek ürettiği ipliği DİİB olan KML mükellefine kumaş üretimi için tecil-terkin kapsamında satabilir. Görüleceği üzere iplik kumaşın ana girdisidir ve B mükellefi de DİİB sahibidir. Ancak bu örnekte gerek MSTF gerekse KML mükellefinin DİİB kapatılması için üretilen kumaşların DİİB belgesindeki şartlar çerçevesinde ihraç edilmesi ve DİİB belgelerinin kapatılması gerekmektedir.
3.2- Satıcının DİİB Olması, Alıcının DİİB Olmaması Durumu
Satıcı DİİB kapsamında ürettiği mal başka bir malın girdisi niteliğindeyse bu mal ancak 3065 sayılı Kanunun 11/1-c kapsamında ihraç kaydıyla başka bir mükellefe tecil-terkin kapsamında satılabilir. Burada önemli olan husus alıcının imalatçı olması ve üretilen nihai ürünün ihraç edilmesidir. Böylece DİİB sahibi satıcı da ihracın gerçekleştirilmesiyle belgesini kapatabilecektir. Örneğin, DİİB kapsamında ithal edilen ipliklerin kullanılması suretiyle üretilen kumaşın, DİİB sahibi mükellefçe sanayi sicil belgesine sahip olması kaydıyla dâhilde işleme izin belgesine sahip olmayan bir alıcıya KDV Kanununun 11/1-c maddesine göre ve tecil- terkin sistemi kapsamında teslim edilmesi mümkün olup KDV iadesi alınabilir.[25]
3.3- DİİB Kapsamındaki KDV Uygulamasında İmalatçı Olmak Zorunluluğu
Dâhilde işleme rejimi kapsamında belge almış alıcıların 3065 sayılı Kanunun geçici 17. maddesi kapsamında KDV ödemeksizin mal alımı yapmaları için ayrıca "imalatçı" (sanayici siciline kaydedilmiş üreticiler) vasfını haiz olmaları gerekmez. DİİB sahibi mükelleflere, dahilde işleme rejimi kapsamında ihraç edilecek ürünlerin imalinde kullanılacak maddeleri teslim edecek satıcıların KDV mükellefi olmaları yeterli olup, ayrıca imalatçı olmaları şartı aranmaz.[26] Bununla birlikte DİİB uygulaması üretim sürecinde ithal eşyanın (hammadde veya ara malın), işlem görmüş ürünlerin üretiminde ihraç edilmesine dayanan bir sistem olduğu için alıcıların imalatçı olduğu görülmektedir.
3.4- DİİB Kapsamındaki KDV Uygulamasında Sektör Ayrımı
DİİB uygulaması, üretim ve üretilen ürünün ihracına dayanan bir sistem olması nedeniyle hizmet sektörü DİİB kapsamında yer almamaktadır. Bu nedenle DİİB kapsamındaki tecil-terkin uygulaması mal teslimleri bakımından geçerli olup, hizmet ifaları bu kapsama girmez.[27] Dolayısıyla elinde DİİB olan bir mükellef her ne kadar üretim yapsa da bazı durumlarda yapılan iş hizmet (fason hizmet, işçilik hizmeti vb.) olarak kabul edilebilir. Örneğin, DİİB kapsamında ihracatçı firma tarafından ithal edilen has altının işlenerek DİİB sahibi ihracatçı firmaya verilmesi işleminin "teslim" mahiyetinde bir işlem olarak değerlendirilmesi mümkün bulunmamakta olup, mükellef tarafından gerçekleştirilen işlemin, altın işleme işçiliği hizmeti olarak kabul edilmesi gerekmekte olup tecil-terkin işlemi yapılmayacaktır.[28] Hizmet alımları bu kapsamda olmadığından ihraç kayıtlı olarak temin ettiğiniz hammaddelere ilişkin almış olduğunuz işçilik hizmetleri KDV' ye tabi olacaktır.[29]
3.5- Gümrük Kıymetinin Gümrük İdaresi Tarafından Belirlendiği Durumlarda KDV İadesi
Malum olduğu üzere DİİB kapsamında iade talep edilecek KDV tutarı, ihraç kaydıyla teslim bedeli ile bu malların üretimi için yurtiçi ve yurtdışından KDV ödemeksizin temin ettiği malların bedeli arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı aşamayacaktır. Bazı durumlarda (ithalatta gözetim uygulaması, ithalatta korunma önlemleri uygulaması, referans fiyat uygulaması gibi)[30] gümrük idaresi, ithalatta gümrük istatistik kıymetini kendisi belirleyebilmektedir. Bu çerçevede, DİİB kapsamında ithalatı yapılan emtia ile ilgili olarak ödenmeyen KDV tutarının belirlenmesinde, söz konusu malın gümrük istatistiki kıymeti yerine yasal defter ve kayıtlara giren gerçek maliyetinin dikkate alınması mümkün olup, bu durumun iade talebine esas teşkil eden YMM raporunda açıklanması gerekmektedir.[31]
3.6- Asıl Ürünün Üretim Sürecinde Ortaya Çıkan İkincil Ürünün Durumu
Dâhilde işleme rejimi kapsamında alınan maddelerin, işlendikten sonra elde edilen mamul malın ihraç edilmesi esastır.[32] Dâhilde işleme rejimi kapsamında yapılan üretim sonucunda elde edilmesi amaçlanan ürüne asıl işlem görmüş ürün ve asıl işlem görmüş ürün dışındaki ürün yani üretilmesi amaçlanmayan ama asıl işlem görmüş ürünün imalatı esnasında ortaya çıkan ürüne ise ikincil işlem görmüş ürün denir.[33] Söz gelimi, DİİB kapsamında buğday ithal edilerek un üretilmiş ve bu üretim neticesinde kepek ortaya çıktığı takdirde un asıl işlem görmüş ürün ve kepek ikincil işlem görmüş ürün olacaktır. Ya da kumaş ithal edilerek yapılan kazak üretiminde ortaya çıkan kırpıntılarda ise kazak asıl işlem görmüş ürün ve kırpıntı ise ikincil işlem görmüş ürün olacaktır.
Dâhilde işleme izin belgesi/ kapsamında ithal edilen eşyadan elde edilen ikincil işlem görmüş ürünün, ihracat taahhüdünün kapatılmasından önce gümrük mevzuatı çerçevesinde gümrük idaresi gözetiminde imhası, gümrüğe terk edilmesi, çıkış hükmünde gümrüğe teslimi veya serbest dolaşıma giriş rejimi hükümlerine göre ithali hallerinde, bu ürünün ihracatının gerçekleştirilmesi aranmaz. Bununla birlikte ikincil işlem görmüş ürünün ihraç edilmemesi halinde, ithal eşyasına ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki kur ve vergi oranı veya asıl işlem görmüş ürünün ihraç edilen kısmı oranında ikincil işlem görmüş ürünün serbest dolaşıma girişine ilişkin beyannamenin tescil tarihindeki kur ve vergi oranı esas alınarak hesaplanan verginin, ilgili gümrük idaresine yatırıldığının tevsiki aranır. Bu işlemlerin yaptırılmaması halinde DİİB'in kapatılması mümkün olmayacaktır.[34]
Bu kapsamda ikincil işlem görmüş ürünlerin serbest dolaşıma girişinde ödenen KDV, gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başladığı vergilendirme döneminde ilgili dönemi kapsayan takvim yılını takip eden takvim yılı aşılmamak suretiyle indirim konusu yapılması mümkün bulunmaktadır.[35]
Söz konusu ürünün indirimli orana tabi olması halinde gümrükte ödenerek indirim hesaplarına alınan KDV; indirim yoluyla telafi edilememesi halinde indirimli orana tabi işlemlerle ilgili iade hesabına dâhil edilmesi mümkün bulunmaktadır.[36]
3.7- D3 Kodlu DİİB Kapsamındaki Teslimlerde KDV Uygulaması[37]
Ulusal piyasada satışı ihracat sayılan ve ithalatta gümrük muafiyetinden yararlandırılan satış ve teslimler ihracat sayılan satış ve teslimlerdir. Bu teslimlerde gümrük muafiyetli ithalat imkanı sağlayan belge ise dâhilde işleme izin belgesi[38] olup bu belge klasik anlamdaki DİİB'den (Klasik anlamdaki DİİB'lerin kodu Di) farklı olduğu için D3 koduyla[39] adlandırılmaktadır.
Dış Ticaret mevzuatında ihracat olarak değerlendirilen ancak KDV Kanununda belirtilen şartları taşımayan işlemlerin ihracat istisnası kapsamında değerlendirilmesi mümkün bulunmadığından, imalatçı firmaların yapacakları satış ve teslimlerde ihracat istisnası uygulanması mümkün değildir. İhracat sayılan yurt içi teslim için ham ve yardımcı madde ithalinin sahip olunan D3 kodlu DİİB ile yapılması, söz konusu teslim kapsamındaki ürünlerin ihraç edilmeyecek olması nedeniyle tecil-terkin uygulanması kapsamında değerlendirilmeyecektir.[40]
3.8- Eşdeğer Eşyanın Yurt içinden Temin Edilmesi Halinde Tecil Terkin
Dâhilde işleme rejimi kapsamında önceden yapılan ihracat karşılığı ithalata olanak tanıyan "eşdeğer eşya" uygulaması çerçevesinde ithal edilen hammadde, mamul madde, ara mal veya diğer maddelerin ithalinde KDV ödenmemekle birlikte, söz konusu eşdeğer eşyanın belge süresi sonuna kadar katma değer vergisinde tecil-terkin sistemi çerçevesinde yurt içinden temin edilmesi mümkündür.[41]
3.9- İhracatın Fiilen DİİB Süresinden Sonra Gerçekleşmesi Durumu
Malum olduğu üzere DİİB, ilgili eşyanın ihracatının yapılamasına müteakip kapatılmaktadır. Gümrük beyannamesinin belge süresi içerisinde tescil edilmiş olması bu beyannamenin belge kapsamında değerlendirilebilmesi için yeterli sayılır. Ancak, belge ihracat taahhüdünün kapatılmasında, belge süresi içerisinde tescil edilmiş ihracata ilişkin gümrük beyannamesi kapsamındaki ihracatın gerçekleştirildiğinin tespiti aranır.[42] Bu bağlamda KDV Kanununun geçici 17. maddesine göre; DİİB kapsamında gerçekleştirilen ihracatta, gümrük beyannamesinin belge/izin süresi içerisinde tescil edildiğinin tevsik edilmesi şartıyla, ihracatın kanuni süre içinde gerçekleştiği kabul edilecektir.[43]
3.10- DİİB Kapsamında Temsilci Kanalıyla Yapılan İthalat Yapılması Durumu
Dâhilde işleme izin belgesi kapsamındaki eşyanın ithalatı, belge sahibi firma tarafından yapılabileceği gibi Borçlar Kanunu’nun doğrudan ya da dolaylı temsil hükümlerine göre tayin edilmiş olmak kaydıyla, temsilci aracılığıyla da yapılabilir.[44]
İthalatın temsilci aracılığıyla yapılması durumunda vekâlet sözleşmesine benzeyen bir durum söz konusudur. Temsilci, temsil olunan ithalatçının vekili gibi ithalat işlemlerini takip etmesine karşılık, ithalat işlemini temsil olunan nam ve hesabına yapmaktadır. Böylece, DİİB kapsamında söz konusu belge sahibi firmalar adına temsilci olarak KDV ödenmeksizin ithal edilen malların DİİB sahibi firmalara tesliminde KDV uygulanmayacak ancak, aracılık nedeniyle elde edilen gelir genel oranda (%18) KDV'ye tabi tutulacaktır.[45]
3.10.1 İdarenin Konu Hakkındaki Görüş Değişikliği
Çalışmanın, okuyucu tarafından özümsenmesi adına mali idarenin, dâhilde işleme rejiminde KDV iade usulüne dönük görüş değişikliğine yer vermek ihtiyacı duyulmuştur. Bu bağlamda 04/10/2016 tarihli ve 29847 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 11. maddesi, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A-1.5.) bölümünün birinci paragrafını aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“DİİB sahibi mükellef tarafından bu belge kapsamında üretilen mallar, belge sahibi tarafından doğrudan ihraç edilebilir ya da 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) veya geçici 17 nci maddeleri kapsamında ihraç kaydıyla teslim edilebilir. Dolayısıyla DİİB sahibi mükellefin belge kapsamında yurtiçi ve yurtdışından KDV ödemeksizin temin ettiği malları kullanarak ürettiği malların, DİİB sahibi mükellef tarafından KDV hesaplanarak (3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki ihraç kaydıyla yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV hariç) teslimi mümkün değildir. Buna rağmen, DİİB kapsamında üretilen malların KDV hesaplanarak (3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki ihraç kaydıyla yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV hariç) teslim edilmesi halinde, ihracatçılara bu teslimler nedeniyle yüklenilen KDV’nin iadesi yapılamaz.”
13/12/2016 tarihli ve 29917 sayılı Resmi Gazete yayımlanan 8 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 1. Maddesi ile Katma Değer Vergisi (KDV) Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A-1.5.) bölümünün; birinci paragrafının son cümlesindeki "ihracatçılara" ibaresinden sonra gelmek üzere "(dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketleri hariç)" ibaresi, ikinci paragrafının sonuna "Dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketlerine yapılan ihraç kaydıyla teslimlerde bu sınır uygulanmaz." cümlesi eklenmiştir.
15/02/2017 tarihli ve 29980 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11 seri No.lu Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğin 19. maddesi ile Katma Değer Vergisi (KDV) Genel Uygulama Tebliğinin (IV/A-1.5.) bölümünün birinci paragrafı yürürlükten kaldırılmış, ikinci paragrafının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
"DİİB kapsamında KDV ödemeksizin yurtiçi ve yurtdışından satın aldığı girdileri kullanarak ürettiği malı 3065 sayılı Kanunun (11/1-c) maddesi kapsamında ihraç kayıtlı olarak teslim eden bir mükellefin iade alacağı KDV tutarı, ihraç kayıtlı teslim bedeli ile DİİB kapsamında aldığı girdilerin bedeli arasındaki farka genel vergi oranı uygulanmak suretiyle bulunacak tutarı aşamaz."
Yukarıdaki düzenlemelerden de görüleceği üzere, idare başlangıçta DİİB kapsamında üretilen malların KDV hesaplanarak (3065 sayılı Kanunun (11/1-c) ve geçici 17 nci maddeleri kapsamındaki ihraç kaydıyla yapılan teslimler nedeniyle hesaplanan KDV hariç) teslim edilmesi halinde, ihracatçılara bu teslimler nedeniyle yüklenilen KDV’nin iadesine cevaz vermemekteydi. 8 seri No.lu Tebliği ile bu konuya, dış ticaret sermaye şirketleri ile sektörel dış ticaret şirketleri hariç ibaresi ile bir istisna getirilmiş ve 11 seri No.lu Tebliğ ile söz konusu kısıt tamamen ortadan kaldırılmıştır.
SONUÇ
Dâhilde işleme rejimi, DİİB sahibi mükelleflere üretip ihraç edecekleri malların bünyesine giren girdileri, başta KDV olmak üzere gümrükte herhangi bir vergi ödemeden ithal etme imkânı sağlamaktadır. 3065 sayılı KDV Kanunu da bu düzenlemeye paralel bir düzenleme yaparak, söz konusu girdilerin yurt içi teslimlerinde tecil-terkin uygulaması kapsamında işlem yapılabilmesine yönelik hükümlere yer vermiştir. Bu bakımdan, dâhilde işleme rejiminin ve KDV Kanunu’nun DİİB sahibi mükelleflere sağladığı vergisel avantajlar açıktır. Ancak söz konusu avantajlar, beraberinde bu mükelleflere birtakım yükümlülükler de getirmektedir. Söz gelimi, DİİB kapsamında temin edilen girdiler kullanılarak üretilen malların DİİB’de yer alan süreler içerisinde ihraç edilmemesi halinde zamanında tahsil edilemeyen KDV’nin, vergi ziyaı cezası uygulanarak gecikme faizi ile birlikte bu mükelleflerden tahsil edilmesi gibi. Bu nedenle, DİİB sahibi mükelleflerin bu tarz yükümlülükler ile karşılaşmaması için yasal mevzuatta yer alan hükümlere önemle uyması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen vergisel avantajların yanı sıra, bu mükelleflerin yapacakları teslimlerin niteliğine göre, KDV iadesi alabilmelerine yönelik KDV Genel Uygulama Tebliği’nde bir takım düzenlemelere de yer verilmiştir. Bu iadelerin ise, tüm mükelleflerde olduğu gibi DİİB sahibi mükellefler için de önemli bir mali kaynak olduğuna şüphe yoktur. Bu doğrultuda, temin edilen girdiler için KDV ödenmemesi ile başlayan bu sürecin, ancak KDV iadeleri ile tamamlanması halinde kaynakların etkin bir biçimde kullanıldığından bahsedilebilecektir. Bu nedenle mükellefler, KDV iade tutarlarını tam ve doğru olarak hesaplamak ve bu doğrultuda beyan etmek zorundadırlar. Fakat bunu yaparken de, iade tutarının tespit edilmesine yönelik izlenecek yolun ve yapılacak hesaplamaların, üretilen malların ihraç edilmesi ya da ihraç kayıtlı olarak teslim edilmesine yönelik izlenecek yolun ve yapılacak hesaplamaların, üretilen malların ihraç edilmesi ya da ihraç kayıtlı olarak teslim edilmesin ağlı olarak farklı bir hesaplama tekniği getirdiğini de göz önünde bulundurmaları gerekmektedir.
[4] Gülden ŞİŞMAN. Tax Advantages and Violations in the Internal Processing Regime, Journal of Current Research on Social Sciences, Volume:7, Issue:4, 2017, s.267.
[5] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dâhilde işleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[6] Prof. Dr. Rıdvan KARLUK, Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri: Bir Çıkmaz Sokak, Beta, İstanbul, 2013, s.81.
[7] Gümrükler Genel Müdürlüğü, Dahilde İşleme. (http://ggm.ticaret.gov.tr/data/51e93abf487c8e3dc0903f51/%C3%96zetle%20Dahilde%20 %C4%B0%C5%9Fleme%20Rejimi.html). Erişim tarihi: 10 Kasım 2019.
[8] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı DİR Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[9] Mutlu YILMAZ ve Ahmet ÖZKEN, Dış Ticarete Giriş, 3. Baskı, Gazi Kitabevi, 2015, s.112.
[10] Doç. Dr. Ufuk SELEN. Gümrük İşlemleri Ve Vergilendirilmesi, 9. Baskı, Ekin Yayınları, Bursa, Eylül 2017, s.68,69
[11] Prof.Dr. Mehmet YÜCE ve Prof. Dr. Ali ÇELİKKAYA. Örnek Uygulamalarla Gümrük Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları, Bursa, 2016, s.15.
[12] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı DİR Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[13] Ufuk SELEN. “Dış Ticaret Yardım Unsuru Olarak Dahilde İşleme Rejimi:Türkiye Açısından Değerlendirilmesi”. Akdeniz İ.İ.B.F. Dergisi, Sayı:10, 2005, s.192,193.
[14] Prof. Dr. Güven SAYILGAN ve Dr. Coşkun ŞENOL. “Dâhilde İşleme Rejimi ve Türk İşletmelerinin İhracatı Üzerine Etkileri”. Erciyes Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı:35, 2010, s.42.
[15] Ali DÖLEK. “Gümrük İşlemleri ve Kaçakçılık”, İstanbul:2004, s:77.
[16] Erkut Onursal, Mevzuat ve Teknik Yönleri İle İhracat ve İthalat işlemleri, Ankara:2017, s:300.
[17] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[18] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[19] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[20] Nuri Değer, Açıklamalı ve Uygulamalı KDV, 5. Baskı, Yaklaşım Yayıncılık, 2014, s.437.
[22] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[23] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[24] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[26] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[27] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[32] Gelir İdaresi Başkanlığı, Katma Değer Vergisi Uygulama Genel Tebliği, 28983 Sayı ve 26.04.2014 Tarihli Resmi Gazete.
[33] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dâhilde işleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete.
[34] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde işleme Rejimi (DiR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete.
[37] Alp KOLAŞİNLİLER. “İthalat ve İhracat Süreçleri, Dâhilde İşleme Rejiminin Avantajları ve İhracatçıya Yapılan Geri Ödemeler”. Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İzmir 2019, s:53.
[38] Ticaret Bakanlığı, 25709 Sayı ve 27.01.2005 Tarihli Resmi Gazete
[41] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[42] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete
[44] İhracat Genel Müdürlüğü, 2006/12 Sayılı Dahilde İşleme Rejimi (DİR) Genel Tebliği, 26382 Sayı ve 20.12.2006 Tarihli Resmi Gazete