Kentsel rantların vergi idaresince hakkaniyetli bir şekilde vergilendirilememesi son yıllarda oldukça tartışılan bir konu olmuştur. Türk Gelir Vergisi Kanunu’nun yapısal zafiyet ve eksiklikleri bu olgunun arkasında yatan en önemli nedenler arasındadır. Bu nedenle, son yıllarda yürütülmekte olan Türk gelir vergisi sisteminin yeniden tasarlanması çalışmalarında uluslararası iyi örneklerin de dikkate alınmasının faydalı olacağını düşünmekteyiz. Bu kapsamda, çalışmamızda kentsel rantların etkin bir şekilde vergilendirilebildiği Amerikan federal gelir vergisi sistemi hakkında bilgi ve açıklamalara yer verilerek söz konusu düzenlemelerin Türk gelir vergisi sisteminde ne şekilde uygulanabileceğine ilişkin görüş ve önerilerde bulunulmaktadır.

Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!

Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.

VergiRaporu Yazar Fotoğrafı

Ertan GÜVENDİ Vergi Müfettişi, Hazine ve Maliye Bakanlığı

Makale hakkında yorum yapmak isterseniz alt kısımdaki yorum alanını kullanınız.




  • Literatürde vergi cenneti olarak tanımlanan bazı ülke ve yetki alanları sağlamış oldukları gizlilik ve vergisel kolaylıklar nedeniyle zengin bireylerin, çok uluslu şirketlerin ve suç örgütlerinin finansal varlıklarını yerleştirdikleri gözde mekânları olmuştur. Söz konusu ülke ve yetki alanlarıyla mücadelede devletlerin tek başlarına güçlerinin yetersiz kalması uluslararası işbirliğini zorunlu kılmıştır. Ancak, vergi cennetlerinin tespitinde kullanılan kıstasların şeffaflık ve bilgi değişimi gibi kıstaslarla - düşük nominal ve önemli derecede faaliyette bulunma gibi kıstaslar dışlanarak- sınırlandırılması nedeniyle bu mücadelenin özellikle gelişmekte olan ülkeler açısından şu ana kadar etkili ve verimli sonuçlar ürettiğini söylemek mümkün değildir. Vergi cennetleriyle ilgili günümüze kadar oluşmuş olan yazına göre vergi cenneti olarak kabul edilmesi imkânsız olan Türkiye’nin özellikle şeffaflık konusunda mevzuatını geliştirecek alanı bulunmakla beraber 18 Şubat 2020 tarihli Avrupa Konseyi kararında olduğu gibi politik saiklerle haksız bir şekilde kara listeye alınabilecek olmakla uyarılması Türkiye tarafından kabul edilemez niteliktedir.

  • Sahte fatura yoluyla KDV kaçakçılığı problemi Türk vergi sisteminin uzun süreli ve kronik bir problemidir. Yol açtığı sonuçlar itibariyle vergi sisteminin tamamı üzerinde olumsuz etkilere sahip olan bu problemin çözüme kavuşturulması sadece vergi gelirleri açısından değil aynı zamanda vergi sisteminin diğer unsurları yönünden de olumlu manada büyük bir potansiyel vadetmektedir. İki kısım olarak hazırlanmış olan çalışmamızın birinci kısmında Türkiye’deki sahte fatura probleminin nedenleri ve sonuçları itibariyle analizi yapılmıştı. Çalışmamızın ikinci kısmı olan bu çalışmada ise sahte faturayla mücadelede uygulanan mevcut politikalar ile alternatif politika tercihleri olarak denetim temelli yaklaşımlar ile ödemelerin ayrıştırılması yaklaşımı kapsamındaki yöntemler karşılaştırılarak Türkiye için sahte faturayla mücadele açısından en uygun politika tercihinin hangisi olduğu sorusuna cevap aranacaktır.

  • Kentsel rantların vergi idaresince hakkaniyetli bir şekilde vergilendirilememesi son yıllarda oldukça tartışılan bir konu olmuştur. Türk Gelir Vergisi Kanunu’nun yapısal zafiyet ve eksiklikleri bu olgunun arkasında yatan en önemli nedenler arasındadır. Bu nedenle, son yıllarda yürütülmekte olan Türk gelir vergisi sisteminin yeniden tasarlanması çalışmalarında uluslararası iyi örneklerin de dikkate alınmasının faydalı olacağını düşünmekteyiz. Bu kapsamda, çalışmamızda kentsel rantların etkin bir şekilde vergilendirilebildiği Amerikan federal gelir vergisi sistemi hakkında bilgi ve açıklamalara yer verilerek söz konusu düzenlemelerin Türk gelir vergisi sisteminde ne şekilde uygulanabileceğine ilişkin görüş ve önerilerde bulunulmaktadır.

  • Hiç yorum bulunmuyor..