Bu çalışma, dar mükellef gerçek kişilerce elde
edilen menkul sermaye iratlarının Türk Vergi
Mevzuatı ve Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları
çerçevesinde nasıl vergilendirildiğini incelemektedir.
Menkul sermaye iradı kavramı ve
gelir teorileri (kaynak teorisi ve net artış teorisi)
193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu sistematiği içerisinde
irdelenmiş sermayenin kendisinin değil,
sermayenin kullanımından doğan getirinin vergilendirme
konusu yapıldığı ortaya konulmuştur.
Çalışmada ayrıca tam ve dar mükellefiyet ayrımı
açıklanmış; dar mükellef gerçek kişilerin yalnızca
Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergilendirileceği,
menkul sermaye iratlarında ise
“sermayenin Türkiye’de yatırılmış olması” ölçütünün belirleyici olduğu vurgulanmıştır. Uluslararası
boyutta ise çifte vergilendirme sorunu, kaynak
ve mukimlik ilkelerinin çatışmasından doğan bir
yetki sorunu olarak ele alınmış; OECD Model Anlaşması
çerçevesinde kâr payı ve faiz gelirlerinin
vergilendirilmesinde kaynak ve mukim devlet
arasında yetki paylaşımı yapıldığı açıklanmıştır.
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları kapsamında
mahsup ve istisna yöntemlerinin mükerrer
vergilemeyi önleyici temel araçlar olduğu;
ancak anlaşma hükümlerinden yararlanabilmek
için mukimlik belgesi ibrazı gibi usul şartlarının
yerine getirilmesinin zorunlu olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
Anahtar Kelimeler: Dar Mükellefiyet, Menkul
Sermaye İradı, Gelir Vergisi Kanunu, Çifte
Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları, Uluslararası
Vergi Hukuku
JEL Sınıflandırma Kodları: H27, F53, F02.
Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!
Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.