Bu makale, uluslararası vergi hukukunun
dijital ekonomi karşısında yaşadığı dönüşümü,
teknik uyum sorunlarının ötesinde, kavramsal
bir kriz olarak ele almaktadır. Klasik vergi mimarisi,
ekonomik değerin fiziksel varlık ve coğrafi
yerleşiklik üzerinden üretildiği bir dönemin
varsayımlarına dayanırken, günümüzde değer
giderek veri, yazılım, algoritmalar ve kullanıcı
etkileşimi üzerinden oluşmaktadır. Kaynak ve
ikamet ayrımı, daimi işyeri ve emsal bedel ilkesi
gibi temel kavramların, maddi olmayan varlıkların
ölçeklenebilirliği ve kullanıcı katkısının görünmezliği
karşısında açıklayıcılığını yitirdiği ileri sürülmektedir.
Google ve Apple örnekleri, “vatansız
gelir”(stateless income) olgusunun istisnai vergi
planlamalarından ziyade yapısal bir soruna işaret
ettiğini göstermektedir. OECD’nin İki Sütunlu reformu
kapsam, karmaşıklık ve dağıtımsal adalet bakımından değerlendirilmekte; bu yaklaşımın
dijital değer yaratımının özüne tam olarak nüfuz
edemediği savunulmaktadır. Makale, kalıcı bir
çözümün, vergileme yetkisini dijital değer üretiminin
gerçek kaynaklarıyla yeniden ilişkilendiren,
adalet merkezli bir kavramsal dönüşümü
zorunlu kıldığı sonucuna varmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Dijital ekonomi, Uluslararası
vergi hukuku, OECD İki Sütunlu yaklaşım
JEL Sınıflandırma Kodları: H87, H25, F38
Abonelik veya Satın Alma Gerekiyor!
Bu makalenin devamını okuyabilmek için giriş yapmanız, satın almanız veya abone olmanız gerekmektedir.